<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kutalmış &#8211; Siyak Sibak</title>
	<atom:link href="https://siyaksibak.com/author/gecmistakintisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://siyaksibak.com</link>
	<description>Kültürel İçerik Platformu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 18 Feb 2021 17:27:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.6.8</generator>

<image>
	<url>https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/cropped-siyaksibak_kare_logo-32x32.png</url>
	<title>Kutalmış &#8211; Siyak Sibak</title>
	<link>https://siyaksibak.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Amerikan İç Savaşı: Gettysburg Muharebesi</title>
		<link>https://siyaksibak.com/amerikan-ic-savasi-gettysburg-muharebesi/</link>
					<comments>https://siyaksibak.com/amerikan-ic-savasi-gettysburg-muharebesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kutalmış]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2021 17:23:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://siyaksibak.com/?p=2741</guid>

					<description><![CDATA[Amerikan İç Savaşı ve İç Savaşlar Tarafların kendi iradelerini düşmana kabul ettirmeye zorlamak amacıyla kuvvet kullanma eylemi1 olarak tanımlanan savaşı, diğer şiddet kullanma biçimlerinden ayıran özellikler; örgütlü, yasal ve ölümcül olmasıdır.2 Ateşli silahların tarih sahnesine çıkmasından çok evvel insanoğlun, birbirine şiddet uyguladığı arkeolojik buluntular ile sabittir. Ancak bu şiddet eylemlerinin ‘‘savaş’’ olgusuna dahil edilip edilemeyeceği tartışmalı bir konudur. Savaşın ilk çağlarda var olup olmadığına ilişkin en somut kanıt, M.Ö. 8000 dolaylarında askerî bir tehdide karşı inşa edildiği düşünülen Filistin’deki Cenin şehri duvarlarıdır. Kısaca savaşın ve savaşanların tarihi olarak adlandırabileceğimiz askerî tarih ile birlikte, geçmişten günümüze kadar olan zaman dilimi içerisinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Amerikan İç Savaşı ve İç Savaşlar</h1>
<p>Tarafların kendi iradelerini düşmana kabul ettirmeye zorlamak amacıyla kuvvet kullanma eylemi<sup><a href="#_bookmark0">1</a></sup> olarak tanımlanan savaşı, diğer şiddet kullanma biçimlerinden ayıran özellikler; örgütlü, yasal ve ölümcül olmasıdır.<sup><a href="#_bookmark1">2 </a></sup>Ateşli silahların tarih sahnesine çıkmasından çok evvel insanoğlun, birbirine şiddet uyguladığı arkeolojik buluntular ile sabittir. Ancak bu şiddet eylemlerinin ‘‘savaş’’ olgusuna dahil edilip edilemeyeceği tartışmalı bir konudur. Savaşın ilk çağlarda var olup olmadığına ilişkin en somut kanıt, M.Ö. 8000 dolaylarında askerî bir tehdide karşı inşa edildiği düşünülen Filistin’deki Cenin şehri duvarlarıdır.</p>
<p>Kısaca savaşın ve savaşanların tarihi olarak adlandırabileceğimiz askerî tarih ile birlikte, geçmişten günümüze kadar olan zaman dilimi içerisinde meydana gelen muharebeler ve silah sistemleri gibi savaşın geleneksel boyutları detaylı bir şekilde incelene gelmiştir. Ancak bir bilim olarak askerî tarih disiplini, savaşın yalnızca geleneksel değil aynı zamanda geleneksel olmayan alanları ile de ilgilenir. İşte bu konuların “Gayri Nizami Harp Tarihi” başlığı altında incelenmesi gereklidir<sup><a href="#_bookmark2">3</a></sup> ki İç Savaş dediğimiz olgu da bu başlığa dahildir.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-2745 aligncenter" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic_savasi.jpg" alt="Amerikan İç Savaşı" width="538" height="359" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic_savasi.jpg 538w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic_savasi-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 538px) 100vw, 538px" /></p>
<p>İç savaş, en genel itibariyle bir ülke sınırları içinde meydana gelen ve çoğunlukla düzenli yahut düzensiz silahlı kuvvetleri içeren, sürekli, organize ve geniş çaplı bir çatışmadır. Savaşan taraflardan birinin devlet olduğu kabul edilen bu tür savaşlar tarih boyunca hem çok sayıda insan kaybına hem de önemli kaynakların heba edilmesine neden olmuştur. İç savaşları diğer çatışma türlerinden ayıran iki temel unsur, bir yıl içinde ölen insan sayısı ve savaşmakta olan grupların mücadelenin sürekliliğini sağlayacak örgütsel yapılara sahip olmalarıdır.<sup><a href="#_bookmark3">4</a></sup> Bu çalışmamızda incelemeye tabi tutulacak <strong>Amerikan İç Savaşı</strong> (1861-1865), tüm bu özelliklere haiz olmakla birlikte topyekûn harbin Atlantik ötesi ilk örneği olma vasfını da taşımaktadır.<sup><a href="#_bookmark4">5</a></sup></p>
<h2>Amerikan İç Savaşının Nedenleri</h2>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-2757 aligncenter" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-sonuclari.jpg" alt="Gettysburg Muharebesi Sonuçları" width="500" height="310" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-sonuclari.jpg 500w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-sonuclari-300x186.jpg 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><strong>Amerikan İç Savaşı</strong>, dünyanın gerçekten modern olan savaşlarının ilkiydi ve ona korkunç özelliğini verende buydu.<sup><a href="#_bookmark5">6 </a></sup>Savaşın tarafları, Kuzey olarak adlandırılan Birleşik Devletler ile Güney olarak adlandırılan ve Amerika’da bağımsızlık isteyen 11 Güney eyaleti idi. Bu 11 eyalet bağımsızlıklarını ilan ettikten sonra birleşerek Amerika Konfedere Devletleri’ni oluşturmuşlardı. Elbette ki <strong>Amerikan İç Savaşı</strong> da bir anda patlak vermiş bir savaş değildi. İki tarafı birbirleri ile silahlı mücadeleye kadar götürecek nedenler, İngiltere’den bağımsızlığın elde edildiği günlerden, savaşın başladığı güne kadar süren birtakım anlaşmazlıklara dayanıyordu. Esasen <strong>Amerikan İç Savaşı</strong>, Amerika Birleşik Devletleri’nin kurulduğu ilk günden itibaren kölelik sisteminin savunucuları ve sistemin muhalifleri arasındaki mücadelelerin doruk noktasını oluşturmaktaydı. Dolayısı ile devleti savaşa götüren sosyoekonomik ve sosyopolitik sebeplerin tespit edilebilmesi, savaşın anlamlandırılabilmesi açısından fevkalade mühimlik arz etmektedir.</p>
<h3>1.Kölelik Meselesi</h3>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-2747 aligncenter" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasi_1.jpg" alt="Amerikan İç Savaşı" width="820" height="288" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasi_1.jpg 820w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasi_1-300x105.jpg 300w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasi_1-768x270.jpg 768w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasi_1-800x281.jpg 800w" sizes="(max-width: 820px) 100vw, 820px" /></p>
<p>On dokuzuncu yüzyılda sivil ve askeri teknolojilerin gelişimi açısından devrim niteliğinde gelişmeler yaşandı. Buhar makinesinin icadını müteakip James Watt, bu icadı geliştirerek 1784’te ilk sanayi tipi buhar makinasını geliştirmişti. Ancak buhar teknolojisinin gelişip yaygınlaşması daha çok on dokuzuncu yüzyılda vuku buldu. Buhar gücü ile çalışan gemiler ve demiryolu lokomotifleri ulaştırmada, buhar makinaları ise endüstriyel üretimde radikal değişikliklere yol açtı. 1800’lerin başlarında çoğu Amerikalı hala çiftliklerde yaşamaktayken 1820’lerden itibaren sanayide gerçekleşen atılım ile birlikte Kuzey büyük bir dönüşüm içerisine girmeye başladı.<sup><a href="#_bookmark6">7</a></sup> Özellikle Amerikan endüstrisinin 1830’lardan itibaren büyük bir ivme kazanması ile beraber Kuzey ve Güney ayrımı daha da keskinleşti. Bir tarafta zanaatkarların yerini alan fabrikalar, gelişmiş madencilik sektörü ve ulaşım yer alıyorken, diğer tarafta gelişmiş tarım arazilerinde pamuk, tütün, şeker kamışı gibi ürünlerden gelir elde eden Güney yer almaktaydı. Şüphesiz Güney, bu tarım arazilerinin işlenmesinde Afrika’dan zorla getirilen kölelerden yararlanmaktayken sanayileşen Kuzey için böyle bir duruma ihtiyaç yoktu.</p>
<h3>2.Uzlaşma Çabaları</h3>
<p>Kölelik meselesinin ciddi bir problem haline gelmesi ilk olarak Lousiana alımları sırasında yaşandı. Amerika’nın toprak genişliğini oldukça arttıran bu arazi edinimi, yeni ekonomik fırsatları da peşinde getirmekteydi. Fakat bu yeni arazilerde kölelik kurumunun varlığı ve geleceği, Kuzey-Güney tarafları arasında anlaşmazlıklara sebep oldu. Bunun üzerine Henry Clay’in liderliğinde bir uzlaşmaya varıldı.<sup><a href="#_bookmark7">8 </a></sup>Missouri köleli bir eyalet, Maine ise kölesiz bir eyalet olarak birliğe dahil oldular. Amerikan Kongresi’nin aldığı karara göre Missouri’nin Güney sınırı olan 36- 30 enlemlerinden, Kuzey’de Louisiana’nın alınması sonucu kazanılan topraklarda köleliğin olmayacağı yasalaştırıldı.<sup><a href="#_bookmark8">9</a></sup></p>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-2748 aligncenter" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasi-2.jpg" alt="Amerikan İç Savaşı" width="500" height="364" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasi-2.jpg 500w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasi-2-300x218.jpg 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p>1830’lu yılları izleyen süreçte bölgeler arası ayrılık kölelik meselesi üzerinde yoğunlaşmaya başlamıştı. Ancak en büyük ayrışmalar Meksika Savaşı’nın ertesinde yaşandı. 1844’te barışçıl yollar ile Meksika toprağı olan Texas’ın ilhak edilmesi, fiilen bu topraklarda varlığı olmasa da toprakları kendisine ait hisseden Meksika’nın ABD ile savaşa girişmesine sebep oldu. Meksika’ya karşı elde edilen zafer ABD’nin ulusal sınırlarını belirledi, ancak yeni fethedilen toprakların nasıl örgütleneceği, daha doğrusu kölelik sisteminin olup olmayacağı tartışmaları, ulusal birliğin ve kurumların parçalanma tehlikesini doğurdu.<sup><a href="#_bookmark9">10 </a></sup>Öyle ki daha 1846 da filozof Ralph Waldo Emerson Amerika’nın Meksika’yı yeneceğini ancak bunun arsenik içmekle eş değer dramatik bir zafer olacağını ve Meksika’nın kendilerini zehirleyeceğini öngörmüştü.<sup><a href="#_bookmark10">11</a></sup> Nihayetinde zafer ile birlikte Texas, California, Utah ve New Mexico toprakları artık Amerika’ya aitti. Ancak köleliğin önceden beri var olduğu Texas, doğal olarak köleci bir eyalet olarak dahil olurken, California, Utah ve New Mexico’da köle bulunmamaktaydı.<sup><a href="#_bookmark11">12</a></sup> Birleşik Devletler bu arazilerin alımına hazırlanırken Pennsylvania’dan Kongre üyesi David Wilmot, Meksika’dan alınan tüm arazilerde köleliğin tümüyle yasaklanması teklifinde bulundu. Wilmot’un teklifi Missouri Uzlaşmasını açıkça hükümsüz kılmaktaydı. Temsilciler Meclisi kararı kabul etse de Güneylilerin çoğunlukta olduğu senato kararı iptal etti.<sup><a href="#_bookmark12">13</a></sup> Kuzey ve Güney’i birbirlerinden kopma noktasına getiren bu karar yine Henry Clay’in arabuluculuğu sayesinde 1850 Uzlaşması ile çözüldü. Uzlaşma neticesinde California kölesiz bir eyalet olarak birliğe dahil olurken New Mexico ve Utah, kölelik lehinde veya aleyhinde hiçbir yasaya tabi tutulmayacak şekilde teşkilatlandırıldı.<sup><a href="#_bookmark13">14</a></sup></p>
<p>1850 Uzlaşması problemleri kökünden halledemedi ancak gerçekleşmesi muhtemel <strong>Amerikan İç Savaşı</strong>&#8216;nı gelişini ertelemede önemli bir rol oynadı. Devleti kaçınılmaz sona yaklaştıracak önemli bir olay 1859 senesinde gerçekleşti. John Brown ve birkaç arkadaşı bu tarihte köleleri silahlandırarak köle sahiplerine savaş açmak amacı ile Virginia’da ki Harpers Ferry federal silah fabrikasını bastılar.<sup><a href="#_bookmark14">15</a></sup> Güney’in hak ve onuruna tecavüz olarak saydığı bu girişim tamamen başarısızlığa uğradı. Fakat Brown ve altı arkadaşının asılması, onları Kuzeylilerin gözünde bir özgürlük kahramanı konumuna yükseltti. Öyle ki iki yıl geçmeden askerler savaşa John Brown’ın Cesedi şarkısı ile yürüyorlardı.<sup><a href="#_bookmark15">16</a></sup></p>
<h3>3.Amerikan İç Savaşının Başında Kaynaklar Bakımından Bir Karşılaştırma</h3>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-2749 aligncenter" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasinin-basi.jpg" alt="Amerikan İç Savaşının Başı" width="568" height="379" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasinin-basi.jpg 568w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasinin-basi-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 568px) 100vw, 568px" /></p>
<p>1860 Seçimlerimde Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Abraham Lincoln’ın başkan seçilmesi gerilen iplerin koptuğu son nokta oldu. Bu noktada Güney’in ayrılma kararının arkasındaki motivasyonu Allan Nevins şu şekilde açıklar:</p>
<p>“<em>Güney’in Kuzey’e karşı nefreti, federal arazi üzerinde verilen kararı kabul etmeyişi, kendi bayrağı altında daha parlak ve iyi günler yaşayacağını ümit etmesi gibi pek çok etkenler altında hareket etti. Fakat hepsinden çok, korkuyla, kurumlarının ve kendi özel medeniyetinin ayrılıkçı bir hükümet tarafından zorla yıkılacağı korkusuyla hareket etti</em>.”<sup><a href="#_bookmark16">17</a></sup></p>
<p>Lincoln’ın başkan seçilmesi ile birlikte ilk olarak 20 Aralık 1860’ta Güney Carolina, Amerika Birleşik Devletleri’nden ayrıldı. İzleyen altı hafta boyunca ise Mississippi, Florida, Alabama, Georgia ve Louisiana Güney Carolina’yı takip ederek birlikten ayrıldılar<sup><a href="#_bookmark17">18</a></sup> ve ayrılan eyaletler daha sonra Jefferson Davis’i kendilerine başkan seçerek Amerikan Konfedere Devletleri’ni kurdular. 12 Nisan 1861 günü şafak vakti beklenen gerçekleşti ve Güneyli topları, Charleston Limanındaki Fort Sumter’ı dövmeye başladı. Böylelikle <strong>Amerikan İç Savaşı</strong> başlamış bulunmaktaydı.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-2750 aligncenter" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasinin-nedenleri.jpg" alt="Amerikan İç Savaşının Nedenleri" width="582" height="519" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasinin-nedenleri.jpg 582w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasinin-nedenleri-300x268.jpg 300w" sizes="(max-width: 582px) 100vw, 582px" /></p>
<p>Savaşın hemen öncesinde tarafların birbirlerine üstünlük sağladığı ya da eşit olduğu birtakım konular vardı. Öncelikle savaşma azim ve kararlığı bakımından birbirlerine eşit durumdaydılar. Kuzey, Güney’i birliğe döndürmeden, Güney ise bağımsız olmadan barış yapmamakta oldukça ısrarcıydı. Kuzey yaklaşık 25 milyon nüfusa sahipti ki, 3 milyonu köle olan ve 9 milyon nüfusa sahip Güney’e karşı bu büyük bir avantajdı.<sup><a href="#_bookmark18">19 </a></sup>Daha önce zikrettiğimiz gibi Kuzey oldukça sanayileşmişti ve bütün büyük sınai kuruluşları kendi bünyesinde barındırmaktaydı. Dolayısı ile hem nüfus hem de endüstri kaynakları ve mali kuvvet açısından Kuzey daha güçlüydü. Bunun yanı sıra bürokratik çark, donanma ve ordu da Federal Hükümet’in denetimindeydi.<sup><a href="#_bookmark19">20</a></sup></p>
<p>Askeri cepheye götürme hususunda büyük önem arz eden demiryolu sistemi açısından avantajlı olan yine Kuzeydi. Kuzey’in demiryolu sistemi yaklaşık yirmi iki bin mil iken, bu sayı Güney’de ancak dokuz bin mildi.<sup><a href="#_bookmark20">21 </a></sup>Şimdiye kadar saydığımız avantajlar bize gösterir ki savaş esnasında ihtiyaç duyulacak gereksinimleri (mühimmat, silah, ilaç, tıbbi aletler vb.) Kuzey kendi bünyesinde üretebilecek güce sahipken, Güney’in bunları dışarıdan ithal etmek başka bir deyişle yabancı ülkelere bağımlı kalmaktan başka bir çaresi yoktu. Konfederasyon açısından bakılacak olursa durum tamamen ümitsiz değildi. Bazı konularda da onlar avantajlıydılar. Alan Nevins’e göre Güney’in avantajları şu şekildeydi.:</p>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-2751 aligncenter" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasinin-sebepleri.jpg" alt="Amerikan İç Savaşının Sebepleri" width="768" height="432" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasinin-sebepleri.jpg 768w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasinin-sebepleri-300x169.jpg 300w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasinin-sebepleri-400x225.jpg 400w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savasinin-sebepleri-600x338.jpg 600w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p>“<em>Güney’in avantajları halkının savaşçı ruhu, birçok kale ve cephaneliği kolayca ele geçirmiş olması, ziraatındaki yüksek teşkilat ve verimlilik, bir savunma savaşı yapması ve orduların iç hatlarda harekât yapabilmesiydi. Hepsinden önemlisi de başarıyı sağlamak için savaşı askerî anlamda kazanmak, Kuzey’i ele geçirmek </em><em>zorunluluğunda olmaması avantajına sahipti. Yapması gereken, Kuzey’e karşı kendisinin ele geçirilemeyeceğine inandıracak kadar sert ve uzun savaşmaktan ibaretti.</em>”<sup><a href="#_bookmark21">22</a></sup></p>
<h2>Amerikan İç Savaşında Bir Dönüm Noktası: Gettysburg Muharebesi</h2>
<p>Pennsylvania kırsalında yaşanan <strong>Gettysburg Muharebesi</strong>, <strong>Amerikan İç Savaşı</strong>’nda vuku bulan çarpışmaların en maliyetlisi ve en önemlisidir.<sup><a href="#_bookmark22">23</a></sup> Kuzey Virginia Konfederasyon Ordusu’nun başında General Robert E. Lee, Potomac Ordusu<sup><a href="#_bookmark23">*</a></sup>’nun başında ise General George Meade yer almaktaydı. Savaş ile ilgili bilinmesi gereken ilk şey iki tarafında savaşmak için burayı belirmemesidir. Burada gerçekleşen muharebe tarafların şans eseri karşılaşmaları ile gerçekleşmiştir.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-2752 aligncenter" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savas-sonuclari.jpg" alt="Amerikan İç Savaş Sonuçları" width="768" height="432" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savas-sonuclari.jpg 768w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savas-sonuclari-300x169.jpg 300w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savas-sonuclari-400x225.jpg 400w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/amerikan-ic-savas-sonuclari-600x338.jpg 600w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p>Gettysburg’den önce Chancellorsville’de Lee’nin ordusu Birlik Ordularını henüz yenilgiye uğratmış bulunmaktaydı. Dolayısı ile Güneyliler, kendilerine olan güvenleri yerinde ve moralleri üst düzeydeydi. Buna rağmen Lee, Kuzey ve Güney arasındaki mücadelenin giderek Güney’in aleyhine doğru yönelmeye başladığının farkındaydı. <strong>Gettysburg muharebesi</strong>nin temel amacı General Lee’nin, Konfedere Devletleri’nin başkanı Jefferson Davis’e yazdığı mektuptan da anlaşılacağı üzere bu durumu tersine çevirmekti. Lee, Davis’e “Düşmanlarımızla aramızdaki kaynak orantısızlığını değiştirmek için Chancellorsville’dekine benzer bir psikolojik darbe vurmalıyız.” Diyordu.<sup><a href="#_bookmark24">24</a></sup> Bu sebeplerden dolayı Lee, Chancellorsville’in ardından Kuzey’i işgal etmek üzere ileri harekâtına başladı</p>
<h3>İlk Gün</h3>
<p><strong>Gettysburg Muharebesi</strong> 1 Temmuz 1863 tarihinde Konfedere Generali Henry Heth tümeni ile Birlik Generali Tuğgeneral John Buford’un iki süvari tugayının karşılaşması ile saat sabah 5.30’da başladı.<sup><a href="#_bookmark25">25</a></sup> Saat 13.00 de Buford’un imdadına Tümgeneral John Reynolds’ın takviye kuvvetleri yetişti. Reynols, Buford’a burada her ne pahasına olursun beklemesini emrettikten sonra, I. Kolordu Komutanı Tümgeneral Oliver Otis Howard, III. Kolordu Komutanı Tümgeneral Daniel Edgar Sickles ve XII. Kolordu Komutanı Tümgeneral Henry Warner Slocum’a mesaj göndererek acil yardımlarını talep etti.<sup><a href="#_bookmark26">26</a></sup></p>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-2753 aligncenter" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi.jpg" alt="Gettysburg Muharebesi" width="416" height="239" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi.jpg 416w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-300x172.jpg 300w" sizes="(max-width: 416px) 100vw, 416px" /></p>
<p>Gün, birlik kuvvetleri açısından iyi başlasa da çok parlak bir biçimde bitmedi. Konfederasyon güçlerinin takviye kuvvetleri, birlik kuvvetlerine göre Gettysburg’a daha erken ulaştı. İlk gün ki çatışma Birlik’in üç kolordusunun (I., III., XII.) kentten atılması ve Konfedere Ordusunun zaferi ile sonuçlandı. Ancak birlik güçleri on binden fazla zayiat vermelerine<sup><a href="#_bookmark27">27 </a></sup>rağmen, Gettysburg&#8217;un güneyindeki yüksek yerleri ellerinde tutmayı ve bulundukları konumu kısa sürede takviyelerle güçlendirmesini bildiler. Bu noktada Güney’in büyük bir taktiksel hatasından bahsetmek gerekir. Lee, generallerinden Robert Ewell’ın II. Kolordusuna Gettysburg’un hemen güneyinde yer alan ve savaş meydanına hâkim mezarlık tepesini (cemetery ridge) almasını emretmiş, ancak Ewell bu emri gerçekleştirmek yerine dağınık haldeki birliklerini toplamıştır.<sup><a href="#_bookmark28">28</a></sup> Buranın alınmaması Birlik ordularının büyük kısmının savaş alanına gelmesi ile birlikte Gettysburg’un güneyindeki savunmaya uygun tepelere yerleşmesine yol açmıştır.</p>
<h3>İkinci Gün</h3>
<p>Muharebenin ikinci günü, 75.000 Konfedere ve 85.000 Birlik askeri<sup><a href="#_bookmark29">*</a></sup> karşı karşıya geldi. Birlik askerleri, Gettysburg’un doğusunda yer alan ve yüksek ağaçlarla kaplı Culp’s Hill denilen yerde balık kancasını anımsatan bir pozisyonda savunma hattı oluşturmuşlardı.<sup><a href="#_bookmark30">29 </a></sup>Kuzeyin savunma cephesinin son hattı ve sol kanadı, Little Round Top denilen yerde son bulmaktaydı. General Lee bu noktada her cepheden Kuzeylilere saldırmayı düşündüğü esnada yardımcısı I. Kolordu komutanı James Longstreet, mevcut durumun saldırmaya elverişli olmadığını, arazi şartlarının tepelere doğru hücum edecek Güney Ordusunun aleyhine olduğunu söyledi. Bununlar beraber ordunun Washington ve Birlik ordusu arasında bir pozisyon alması gerektiğini önererek, orada federallerin saldırmak zorunda kalacağını belirtti. Ancak bir önceki gün zafer kazanmış olan Lee kararında herhangi bir değişikliğe gitmedi.<sup><a href="#_bookmark31">30</a></sup></p>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-2754 aligncenter" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-1.jpg" alt="Gettysburg Muharebesi" width="765" height="426" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-1.jpg 765w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-1-300x167.jpg 300w" sizes="(max-width: 765px) 100vw, 765px" /></p>
<p>Muharebenin başında Lee, Longstreet’i Birlik kuvvetlerinin güneyine, Pickett’ı Kuzey savunma hattının tam ortasına, Ewell’ı ise bir aldatma hareketi düzenlemesi amacıyla kuzeye, Culp’s Hill üzerine gönderdi. Her cephede devam eden çatışmalardan Güneyliler net bir sonuç alamadılar ve Kuzey hatlarını yaramadılar. Bu arada Kuzeyin sol kanadını korumakla görevli 20. Maine Piyade Alayı’nın başarı son derece önemlidir. Albay Joshua Chamberlain’in cesareti ve dayanıklılığı ile alay, Birlik kuvvetlerinin sol kanadını başarı ile korumuş ve sayıca az olmalarına karşın cephaneleri bittiği sırada süngü takıp Longstreet’in birliklerine hücum edip onları dağıtmayı bilmişlerdir. İkinci gün yapılan muharebe tam anlamıyla bir beraberlikle sonuçlanmıştır. İki tarafta yaklaşık 9.000 asker zayiat vermiş<sup><a href="#_bookmark32">31</a></sup> buna rağmen Kuzeyliler bulundukları avantajlı savunma hattını korumasını bilmişlerdir.</p>
<h3>Üçüncü Gün</h3>
<p>3 Temmuz günü saat öğleden sonra iki işaret tabancasının ateşlenmesi ile beraber, Güney Generali Alexander E. Porter komutası altındaki 150 top Birlik savunma hatlarını dövmeye başladı.<sup><a href="#_bookmark33">32</a></sup> Federallerin buna cevabı gecikmedi, onlarda ellerindeki 80 top ile karşı ateşe başladılar. Sonuç; iki saat boyunca süren ve Amerika tarihinde daha önce hiç görülmemiş bir top düellosu oldu. Öyle ki topçu bataryalarının karşılıklı olarak birbirlerine açtığı ateşlerin sesi Pittsburgh, Baltimore ve Maryland’den duyulmaktaydı.<sup><a href="#_bookmark34">33</a></sup> Bir süre sonra Birlik Topçu bataryaları, namluları soğutmak üzere ateşe ara verdi. Birlik tarafının sessizliğe boğulması ile birlikte Porter, komutanı Longstreet’e piyade hücumunun başlayabileceğini bildirdi. Longstreet komutası altındaki Pickett’e piyadelerin tepeye doğru hücum emrini verdi.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-2755 aligncenter" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-2.jpg" alt="Gettysburg Muharebesi" width="920" height="690" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-2.jpg 920w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-2-300x225.jpg 300w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-2-768x576.jpg 768w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-2-180x135.jpg 180w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-2-400x300.jpg 400w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-2-600x450.jpg 600w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-2-800x600.jpg 800w" sizes="(max-width: 920px) 100vw, 920px" /></p>
<p>Lee’nin planı Kuzey Birliklerinin merkezine son büyük bir hücum tertip etmek ve onları kesin bir şekilde yenilgiye uğratmaktı. Ancak plana göre hücum edecek piyadenin yürüyeceği alan yaklaşık 1.5 kilometre uzunluğunda ve topçu ateşine açık, uzun dik bir yoldu.<sup><a href="#_bookmark35">34 </a></sup>Porter’ın 150 top ile Kuzey saflarını dövmesindeki amaç, hücuma kalkacak piyadeye alan açmaktı. Nihai olarak General Pickett, komutası altındaki üç tugay, General Johnston Pettigrew ve General Isaac R. Trimble da emrindeki tugaylar ile toplamda 13.500 piyade ile hücuma geçtiler.<sup><a href="#_bookmark36">35 </a></sup>Ancak kuvvetli bir topçu ateşi ile karşılaşarak telef oldular. Günün sonunda, Birlik askerlerini 23.000, Konfedere askerleri tahmini 20.000 ile 28.000 bin arasında bir kayıp vermişti.<sup><a href="#_bookmark37">36</a></sup> Üçüncü gün yapılan saldırı ile birlikte askerleri kırılan Konfederasyon ordusunun artık savaşacak gücü kalmamıştır.</p>
<h2>Gettysburg Muharebesinin Amerikan İç Savaşındaki Sonuçları ve Yeri</h2>
<p>General Lee, <strong>Gettysburg muharebesi</strong>nden önce Fredericksburg ve Chancellorsville muharebelerinde Birlik ordularını ezici şekilde mağlup etmeyi başarmıştı. Dolayısı ile savaş öncesinde hem Lee’nin hem de ordusunun kendilerine olan güvenleri tamdı. Lee, ordusu ile birlikte Potomac Ordusuna kesin bir darbe vurmak ve savaşı mümkün olan en kısa sürede bitirmek istiyordu. Muharebenin kaybedilmesi onlar açısından sadece insan kaynaklarının tüketilmesi değil aynı zamanda Washington’ın işgal edilmesi ihtimalinin de ortadan kalkması manasına gelmişti. Bu noktadan sonra artık ivme tersine dönecek, Kuzey ordusu daha da güçlenecek Konfederasyon orduları içinse işler artık eskisi kadar parlak gitmeyecektir. <strong>Gettysburg Muharebesi</strong>, <strong>Amerikan İç Savaşı</strong>’nda bir dönüm noktası teşkil etmesi açısından hayli mühim olmakla birlikte, bugün hala üzerinde konuşulan ve tartışılan bir muharebe olarak dünya askerî tarihinde önemli bir yere sahip olup güncelliğini korumaktadır.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-2756 aligncenter" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-nedenleri.jpg" alt="Gettysburg Muharebesi Nedenleri" width="474" height="474" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-nedenleri.jpg 474w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-nedenleri-300x300.jpg 300w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-nedenleri-150x150.jpg 150w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-nedenleri-70x70.jpg 70w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-nedenleri-180x180.jpg 180w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/gettysburg-muharebesi-nedenleri-400x400.jpg 400w" sizes="(max-width: 474px) 100vw, 474px" /></p>
<p><strong>Amerikan İç Savaşı</strong>, Napolyon Savaşları yahut Amerikan Bağımsızlık Savaşından ziyade, I. Dünya Savaşı ile daha çok benzerlik göstermekteydi.<sup><a href="#_bookmark38">37</a></sup> Tarafların genel itibari ile savunmada çareyi giderek daha çok korumalı mevziler yapmakta ya da siper kazmakta bulduğu bir savaştı. On dokuzuncu yüzyılın henüz başlarında ağızdan dolan çakmaklı tüfekler standart piyade tüfeği olarak yaygın şekilde kullanılmaktaydı ancak söz konusu yüzyılda &#8211;<strong>Amerikan İç Savaşı</strong>na kadar- <a href="https://siyaksibak.com/yirminci-yuzyil-tufek-teknolojisi-tarihi/" target="_blank" rel="noopener"><em>tüfek teknolojisi</em></a>nde birçok yenilik gerçekleştirilmişti. Bakır kapsüllerin icadı, Minie mermisinin keşfi ve barut kalitesindeki iyileştirmelerin hepsi, bu savaştaki yıkımın artmasına büyük katkıda bulundu. Tüm bu gelişmelere kadar dönemin ağızdan dolan yiv-setsiz tüfeklerinin yeniden ateşlenme süresi, menzili, mermilerin isabet oranı ve düşmana verdiği hasar oldukça az olduğundan, ancak çok sayıda asker eşzamanlı hareket eden saflar oluşturabilirse ateş üstünlüğü ele geçirilebiliyordu.<sup><a href="#_bookmark39">38</a></sup> Saldırı kollarının korkusuzca süngü hücumlarına çıkması yukarıda saydığımız gelişmelerden ötürü artık neredeyse imkânsız hale gelmişti. Göğüs göğse muharebenin yıkımın boyutunu artırmaktan başka bir anlamı yoktu. Zira gelişen teknoloji, yeni taktiklerinde geliştirilmesini zorunlu kılmaktaydı. Keza General Robert Lee bunu 3 Temmuz günü Gettysburg’da acı bir şekilde tecrübe edecekti.</p>
<div class="su-spoiler su-spoiler-style-default su-spoiler-icon-plus su-spoiler-closed" data-scroll-offset="0" data-anchor-in-url="no"><div class="su-spoiler-title" tabindex="0" role="button"><span class="su-spoiler-icon"></span>Dipnot</div><div class="su-spoiler-content su-u-clearfix su-u-trim">
<p><sup>1</sup> Carl von Clausewitz, <em>Savaş Üzerine</em>, çev. Selma Koçak (İstanbul: Doruk Yayınları, 2019), 29-39.</p>
<p><sup>2</sup> Mesut Uyar, <em>Dünya Askerî Tarihi</em>, (İstanbul: Doğu Kütüphanesi, 2020), 36.</p>
<p><sup>3</sup> Cevat Şayin, “Askerî Tarih Araştırmasında Yeni Bir Yaklaşım 3T (Teşkilat, Teçhizat, Tefakkürat)”, <em>Osmanlı Askerî Tarihini Araştırmak: Yeni Kaynaklar, Yeni Yaklaşımlar</em>, der. Cevat Şayin, Gültekin Yıldız (İstanbul: Tarih vakfı Yurt Yayınları, 2012), 68.</p>
<p><sup>4</sup> Binnur Özkeçeci-Taner, “İç Savaş”, <em>Güvenlik Yazıları Serisi</em>, No.12, Ekim 2019. https://trguvenlikportali.com/wpcontent/uploads/2019/10/IcSavas_BinnurOzkececiTaner_v.1.pdf DOI: 10.13140/RG.2.2.31973.14567 [Erişim Tarihi: 17.01.2020].</p>
<p><sup>5</sup> Mehmet Beşikçi, “On Yıllık Harp ve Topyekûn Seferberlik”<em>, Osmanlı Askeri Tarihi Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri 1792-1918</em>, ed. Gültekin Yıldız (İstanbul: Timaş Yayınları, 2017), 290.; Amerikan İç</p>
<p>Savaşı’nın topyekûn savaş kavramına dahil edilip edilemeyeceği hakkında yapılan çalışmalar için bkz. Mark E. Neely, &#8220;Was the Civil War a Total War?&#8221; <em>Civil War History </em>37, no.1 (1991): 5-28.</p>
<p>DOI: 10.1353/cwh.1991.0017., Wayne Wei-Siang Hsieh, &#8220;Total War and the American Civil War Reconsidered: The End of an Outdated &#8220;Master Narrative&#8221;.&#8221; <em>Journal of the Civil War Era </em>1, no. 3 (2011): 394-408. <a href="http://www.jstor.org/stable/26070141" rel="nofollow noopener" target="_blank">http://www.jstor.org/stable/26070141.</a></p>
<p><sup>6</sup> Bruce Catton, <em>America Goes to War The Civil War and Its Meaninig In American Culture</em>,</p>
<p>(Middletown: Wesleyan University Press, 1986), 14.</p>
<p><sup>7</sup> Bruce Catton, <em>The American Heritage Picture History of the Civil War</em>, ed. Richard M. Ketchum (New York: Bonanza Books, 1982), 9.</p>
<p><sup>8</sup> Allan Nevins, Henry Steele Commager, <em>Amerika Birleşik Devletleri Tarihi</em>, çev. Halil İnalcık (Ankara: Doğu Batı Yayınları, 2014), 202.</p>
<p><sup>9</sup> Gary W. Gallagher ve diğ., <em>The American Civil War This Mighty Scourge Of War</em>, (Oxford: Osprey Publishing, 2003), 11.</p>
<p><sup>10</sup> <em>The Civil War A Visual History</em>, ed. Jemima Dunne-Paula Regan (New York: Penguin Random House, 2015), 22.</p>
<p><sup>11</sup> James M. McPherson, <em>The Atlas Of The Civil War</em>, (Philadelphia: Courage Books, 2005), 9.</p>
<p><sup>12</sup> Nevins, <em>a.g.e.</em>, 241.</p>
<p><sup>13</sup> McPherson, <em>a.g.e.</em>, 9.</p>
<p><sup>14</sup> <em>The Civil War A Visual History</em>, 23.</p>
<p><sup>15</sup> Gallagher, <em>a.g.e</em>, 26.</p>
<p><sup>16</sup> Nevins, <em>a.g.e.</em>, 251.</p>
<p><sup>17</sup> <em>A.g.e.</em>, 259.</p>
<p><sup>18</sup> Kevin Hillstrom, Laurie C. Hillstrom, <em>American Civil War Reference Library</em>, <em>American Civil War: Almanac</em>, ed. Lawrence W. Baker (Michigan: U-X-L, 2000), 68.</p>
<p><sup>19</sup> Williamson A. Murray, “Mekanize Savaş Çağı”, <em>Cambridge Savaş Tarihi</em>, ed. Geoffrey Parker, çev. Füsun Tayanç-Tunç Tayanç (İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2018), 246.</p>
<p><sup>20</sup> Gös.yer.</p>
<p><sup>21</sup> Nevins, <em>a.g.e.</em>, 263</p>
<p><sup>22</sup> Gös.yer.</p>
<p><sup>23</sup> Peter Doyle, “<em>Military geology and the Battle of Gettysburg, July 1863</em>”, Geology Today. Vol 22. no. 4, 143.</p>
<p><a href="https://doi.org/10.1111/j.1365-2451.2006.00571.x" target="_blank" rel="noopener nofollow">https://doi.org/10.1111/j.1365-2451.2006.00571.x</a></p>
<ul>
<li>İç Savaş Esnasında Kuzeyin düzenli</li>
</ul>
<p><sup>24</sup> Brian Holden Reid, “<em>1863: Military Turning Points, Gettysburg, Vicksburg, Tullahoma</em>”, OAH Magazine of History, Vol. 27, No. 2, 23.</p>
<p>DOI: 10.1093/oahmag/oat008</p>
<p><sup>25</sup> McPherson, <em>a.g.e.</em>, 118.</p>
<p><sup>26</sup> Albert A. Nofi, <em>The Gettysburg Campaign, June-July 1863</em>, (Pennsylvania: Combined Books, 1997), 63.</p>
<p><sup>27</sup> Bruce Catton, <em>This Hallowed Ground: The Story of the Union Side of the Civil War</em>, (New Jersey: Castle Books, 2002), 292.</p>
<p><sup>28</sup> John Keegan, <em>The American Civil War A Military History</em>, (New York: Alfred A. Knopf, 2009), 245-246.</p>
<ul>
<li>Birlik ve Konfederasyoncuların asker sayıları ile ilgili kaynaklarda birtakım farklılıklar vardır. Örneğin James Ford Rhodes 2 Temmuz günü gerçekleşen muharebede Lee’nin 000, Meade’in ise</li>
</ul>
<p>93.500 askere sahip olduğunu söyler; James Ford Rhodes, “<em>The Battle of Gettysburg</em>”, The American Historical Rewiew, Vol. 4, No. 4, (Temmuz, 1899), 672.</p>
<p>DOI:10.2307/1833783.</p>
<p><sup>29</sup> John C. Fredriksen, <em>Chronology of American Military History Volume I: Indepence to Civil War 1775 to 1865</em>, (New York: Facts On File, 2010), 531.</p>
<p><sup>30</sup> Catton, <em>This Hallowed Ground</em>…, 293.</p>
<p><sup>31</sup> McPherson, <em>a.g.e.</em>, 121.</p>
<p><sup>32</sup> Fredriksen, <em>a.g.e.</em>, 532.</p>
<p><sup>33</sup> Philip Katcher, The Army of Northern Virginia: Lee’s Army in the American Civil War 1861-1865, (New York and London, Fitzroy Dearborn, 2003), 215.</p>
<p><sup>34</sup> <em>a.g.e.</em>, 217.</p>
<p><sup>35</sup> Gös.yer.</p>
<p><sup>36</sup> McPherson, <em>a.g.e.</em>, 123.</p>
<p><sup>37</sup> Catton, <em>America Goes to War</em>…, 15.</p>
<p><sup>38</sup> Gültekin Yıldız, “Kara Kuvvetleri”<em>, Osmanlı Askeri Tarihi Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri 1792- 1918</em>, ed. Gültekin Yıldız (İstanbul: Timaş Yayınları, 2017), 63.</p>
</div></div>
<div class="su-spoiler su-spoiler-style-default su-spoiler-icon-plus su-spoiler-closed" data-scroll-offset="0" data-anchor-in-url="no"><div class="su-spoiler-title" tabindex="0" role="button"><span class="su-spoiler-icon"></span>Kaynakça</div><div class="su-spoiler-content su-u-clearfix su-u-trim">
<ol start="446">
<li>Murray, Williamson. “Mekanize Savaş Çağı”. <em>Cambridge Savaş Tarihi</em>. ed. Geoffrey Parker. çev. Füsun Tayanç-Tunç Tayanç. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2018, 239-446.</li>
</ol>
<p>Beşikçi, Mehmet. “On Yıllık Harp ve Topyekûn Seferberlik”<em>. Osmanlı Askeri Tarihi Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri 1792-1918</em>. ed. Gültekin Yıldız. İstanbul: Timaş Yayınları, 2017, 287-312.</p>
<p>Catton, Bruce. <em>The American Heritage Picture History of the Civil War</em>, ed. Richard</p>
<ol start="1982">
<li>Ketchum New York: Bonanza Books, 1982.</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p><u>                    </u>. <em>America Goes to War The Civil War and Its Meaninig In American Culture</em>. Middletown: Wesleyan University Press, 1986.</p>
<p><u>            </u>. <em>This Hallowed Ground: The Story of the Union Side of the Civil War</em>. New Jersey: Castle Books, 2002.</p>
<p>Doyle, Peter. “Military geology and the Battle of Gettysburg, July 1863”. <em>Geology Today</em>, 22, No. 4, 142-149. DOI: 10.1111/j.1365-2451.2006.00571.x [Erişim Tarihi:</p>
<p>24.01.2021].</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fredriksen, John. <em>Chronology of American Military History Volume I: Indepence to Civil War 1775 to 1865</em>. New York: Facts On File, 2010.</p>
<p>Gallagher, Gary. <em>The American Civil War This Mighty Scourge of War</em>. Oxford: Osprey Publishing, 2003.</p>
<p>Hillstrom,  Kevin,  Laurie  C.  Hillstrom.   <em>American   Civil   War   Reference Library</em>, <em>American Civil War: Almanac</em>. ed. Lawrence W. Baker. Michigan: U-X-L, 2000.</p>
<p>Hsieh, Wayne Wei-Siang. &#8220;Total War and the American Civil War Reconsidered: The End of an Outdated &#8220;Master Narrative”. <em>Journal of the Civil War Era</em>, 1. No. 3 (2011): <a href="http://www.jstor.org/stable/26070141" target="_blank" rel="noopener nofollow">394-408. http://www.jstor.org/stable/26070141.</a> [Erişim Tarihi: 21.01.2021]
<p>Katcher, Philip. <em>The Army of Northern Virginia: Lee’s Army in the American Civil War 1861-1865</em>, New York and London, Fitzroy Dearborn, 2003.</p>
<p>Keegan, John. <em>The American Civil War A Military History</em>. New York: Alfred A.</p>
<p>Knopf, 2009.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>McPherson, James. <em>The Atlas Of The Civil War</em>. Philadelphia: Courage Books, 2005.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Neely, Mark. &#8220;Was the Civil War a Total War?&#8221; <em>Civil War History</em>, 37, No. 1 (1991): 5-28. DOI: 10.1353/cwh.1991.0017. [Erişim Tarihi: 26.01.2021]
<p>Nevins, Allan, Henry Steele Commager. <em>Amerika Birleşik Devletleri Tarihi</em>. çev. Halil</p>
<p>İnalcık. Ankara: Doğu Batı Yayınları, 2014.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Özkeçeci-Taner, Billur. “İç Savaş”. <em>Güvenlik Yazıları Serisi</em>, No.12, Ekim 2019. https://trguvenlikportali.com/wpcontent/uploads/2019/10/IcSavas_BinnurOzkececiTaner_v.1.pdf DOI: 10.13140/RG.2.2.31973.14567 [Erişim Tarihi: 17.01.2020].</p>
<p>Reid, Brian Holden. “1863: Military Turning Points, Gettysburg, Vicksburg, Tullahoma”, <em>OAH Magazine of History</em>, 27, No. 2, 23-27. DOI: 10.1093/oahmag/oat008 [Erişim Tarihi: 19.01.2021].</p>
<p>Rhodes, James Ford. “The Battle of Gettysburg”. <em>The American Historical Rewiew</em>, 4, No. 4, (1899): 665-677. DOI:10.2307/1833783. [Erişim Tarihi: 19.01.2021].</p>
<p>Şayin, Cevat. “Askerî Tarih Araştırmasında Yeni Bir Yaklaşım 3T (Teşkilat, Teçhizat, Tefakkürat)”. <em>Osmanlı Askerî Tarihini Araştırmak: Yeni Kaynaklar, Yeni Yaklaşımlar</em>. der. Cevat Şayin, Gültekin Yıldız. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2012, 58-88.</p>
<p><em>The Civil War A Visual History</em>. ed. Jemima Dunne-Paula Regan. New York: Penguin</p>
<p>Random House, 2015.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uyar, Mesut. <em>Dünya Askerî Tarihi</em>. İstanbul: Doğu Kütüphanesi, 2020.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Von Clausewitz, Carl. <em>Savaş Üzerine</em>. çev. Selma Koçak. İstanbul: Doruk Yayınları,</p>
<p>2019.</div></div>
<p>&#8220;<strong>Amerikan İç Savaşı</strong>&#8221; benzeri yazılar okumak için <a href="https://siyaksibak.com/category/tarih-kac/"><strong>buraya</strong> </a>tıklayınız.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://siyaksibak.com/amerikan-ic-savasi-gettysburg-muharebesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yirminci Yüzyıla Kadar Tüfek Teknolojisi</title>
		<link>https://siyaksibak.com/yirminci-yuzyil-tufek-teknolojisi-tarihi/</link>
					<comments>https://siyaksibak.com/yirminci-yuzyil-tufek-teknolojisi-tarihi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kutalmış]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2021 18:51:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://siyaksibak.com/?p=2548</guid>

					<description><![CDATA[Tüfek teknolojisi&#8230; Tarafların kendi iradelerini düşmana kabul ettirmeye zorlamak amacıyla kuvvet kullanma eylemi1 olarak tanımlanan savaşı, diğer şiddet kullanma biçimlerinden ayıran özellikler; örgütlü, yasal ve ölümcül olmasıdır.2 Ateşli silahların tarih sahnesine çıkmasından çok evvel insanoğlunun, birbirine şiddet uyguladığı arkeolojik buluntular ile sabittir. Ancak bu şiddet eylemlerinin ‘‘savaş’’ olgusuna dahil edilip edilemeyeceği tartışmalı bir konudur. Savaşın ilk çağlarda var olup olmadığına ilişkin en somut kanıt, M.Ö. 8000 dolaylarında askerî bir tehdide karşı inşa edildiği düşünülen Filistin’deki Cenin şehri duvarlarıdır.3 Savaş olgusuna dahil edilsin ya da edilmesin, erken dönemlerde tarafların birbirlerine uyguladığı şiddet tatbikinde kullanılan birtakım araç-gereç ve silahlar vardır ki bunlar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüfek teknolojisi</strong>&#8230; Tarafların kendi iradelerini düşmana kabul ettirmeye zorlamak amacıyla kuvvet kullanma eylemi<sup><a href="#_bookmark1">1</a></sup> olarak tanımlanan savaşı, diğer şiddet kullanma biçimlerinden ayıran özellikler; örgütlü, yasal ve ölümcül olmasıdır.<sup><a href="#_bookmark2">2 </a></sup>Ateşli silahların tarih sahnesine çıkmasından çok evvel insanoğlunun, birbirine şiddet uyguladığı arkeolojik buluntular ile sabittir. Ancak bu şiddet eylemlerinin ‘‘savaş’’ olgusuna dahil edilip edilemeyeceği tartışmalı bir konudur. Savaşın ilk çağlarda var olup olmadığına ilişkin en somut kanıt, M.Ö. 8000 dolaylarında askerî bir tehdide karşı inşa edildiği düşünülen Filistin’deki Cenin şehri duvarlarıdır.<sup><a href="#_bookmark3">3 </a></sup>Savaş olgusuna dahil edilsin ya da edilmesin, erken dönemlerde tarafların birbirlerine uyguladığı şiddet tatbikinde kullanılan birtakım araç-gereç ve silahlar vardır ki bunlar genel olarak ilkel ok-yay, orak, çekiç, balta, mızrak ve bıçak gibi hem avlanma hem de askerî amaçla kullanılabilen aletlerdir. Bu aletler, savaş meydanlarındaki üstünlüklerini ateşli silahların tedavüle girmesi ile zaman içinde yitirerek muharebe meydanlarından çekilmişlerdir.</p>
<h2>1. Ateşli Silahların Kullanılmaya Başlanması<img loading="lazy" class="size-full wp-image-2555" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', 'Bitstream Charter', Times, serif; font-weight: 400; font-size: 19.4286px;" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-ne-zaman-icat-edildi.jpg" alt="tüfek ne zaman icat edildi" width="640" height="480" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-ne-zaman-icat-edildi.jpg 640w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-ne-zaman-icat-edildi-300x225.jpg 300w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-ne-zaman-icat-edildi-180x135.jpg 180w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-ne-zaman-icat-edildi-400x300.jpg 400w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-ne-zaman-icat-edildi-600x450.jpg 600w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></h2>
<p>Barutun keşfi, ateşli silahların gelişimine öncülük eden devrim niteliğinde bir yenilik getirdi. Barut üretmek için kullanılan doğru formül <em><a href="https://siyaksibak.com/tarih-ne-demek/" target="_blank" rel="noopener">tarih</a></em>te ilk kez dokuzuncu yüzyılda Çin&#8217;de keşfedildi.<sup><a href="#_bookmark4">4 </a></sup>Başlangıçta salt askerî maksat ile kullanılmasa da patlayıcı özelliği barutun savaşlarda kullanılmasının yolunu açtı. Barutun Doğu’dan Batı’ya doğru olan serüveni ve Avrupalıların barut ile tanışmaları hakkında birtakım ihtilaflar olmasına rağmen yaygın kanaat, bu tanışmanın muhtemelen Moğollar sayesinde olduğudur.<sup><a href="#_bookmark5">5</a></sup> Ateşli silahların Avrupa’ya gelişi başlarda uğursuz ve şeytani olarak karşılansa da<sup><a href="#_bookmark6">6</a></sup> buna rağmen ateşli silahların kullanımının yaygınlaşması büyük bir hızla gerçekleşti. Bu noktada Avrupalıların en büyük sıkıntısı barutun masrafıydı. Avrupalılar, Çin ve Hindistan’ın sahip olduğu doğal güherçile yataklarından yoksunlardı.<sup><a href="#_bookmark7">7 </a></sup>Bu yüzden tam manası ile elde taşınabilen ateşli silahların üretimine, barut kalitesinin iyileştirilmesi ile başlandı.</p>
<p>Her ne kadar Çin’de keşfedilmiş olsa da Çin’dekinin aksine barut, Avrupa’da salt askerî maksatlarla kullanıldı. Avrupalılar barutla çalışan ateşli silahları on dördüncü yüzyılın ilk yıllarından itibaren kullanmaya başladılar.<sup><a href="#_bookmark8">8</a></sup> Güherçile, odunkömürü ve kükürt karışımından oluşan barutun icadı ve ateşli silahlarda kullanımı geç Ortaçağ tarihinin en mühim olaylarından birisi olmakla birlikte, barutun icadından evvel yukarıda saydığımız vurucu, delici, kesici ve atıcı gibi ayrı sınıflara ait ilk silahlar, barutun keşfi sonrası ateşli silahların muharebe sahalarında boy göstermesine rağmen etkinliklerini hemen kaybetmediler. Küçük kalibreli ateşli silahlar on dördüncü yüzyılda Avrupa’daki savaş meydanlarında gözüktüğünde atış hızlarının ve etki menzillerinin düşük olması sebebi ile uzun süre ok ve yaya bariz bir üstünlük kuramadılar.<sup><a href="#_bookmark9">9</a></sup> Ancak buna rağmen bu silahların klasik silahlardan farklı olarak kas gücüne ve kişisel yeteneğe bağlı olmaması ve küçük yaştan itibaren uzun bir talim görerek uzmanlaşma gerektirmemesi, ateşli silahların ilkel, hantal ve atış hızı düşük olsa da savaş meydanlarında yer edinebilmelerini sağladı.<sup><a href="#_bookmark10">10 </a></sup>Ateşli silahların savaşın icrasında merkezi bir konuma gelmesi ise on altıncı yüzyılda gerçekleşti.<sup><a href="#_bookmark11">11</a></sup></p>
<p><img loading="lazy" class="size-large wp-image-2564" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisinin-muharebelere-etkisi-1024x682.jpg" alt="Tüfek teknolojisinin muharebelere etkisi" width="1024" height="682" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisinin-muharebelere-etkisi-1024x682.jpg 1024w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisinin-muharebelere-etkisi-300x200.jpg 300w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisinin-muharebelere-etkisi-768x512.jpg 768w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisinin-muharebelere-etkisi-800x533.jpg 800w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisinin-muharebelere-etkisi.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<h3><em>1.1. </em>19.Yüzyıla Kadar Ateşleme Sistemlerinin Gelişimi</h3>
<p>Ahşap kundak üzerine yerleştirilmiş namludan ve namludaki ateşleme tertibatı ile nişangâhtan ibaret bir ateşli el silahı olan tüfeğin<sup><a href="#_bookmark12">12 </a></sup>piyade tarafından portatif olarak ilk gerçek kullanımı İspanya’da gerçekleşti. Arkebüz olarak isimlendirilen bu<strong> tüfekler</strong> yiv-setsiz namlulu, ağızdan doldurulan ve metal bilye mermiler atan bir silahtı. Arkebüzler 40 inç veya 1 metre arasında değişen çok uzun bir namluya sahiptiler.<sup><a href="#_bookmark13">13</a></sup> Arkebüz tek bir kişinin kullanabilmesi için uygun olsa da çizimlerinden anlaşılacağı üzere, uzun namlu ve ağırlık problemi kaynaklı olarak ateşlenmesi için namlu altına bir destek konulması gerekiyordu. <strong>Tüfek teknolojisi</strong>ndeki en önemli iki gelişme ahşap kundağın geliştirilmesi ve fitilli mekanizmanın eklenmesi ile yaşandı. Ahşap kundak piyadenin nişan almasını ve tüfeği kontrol etmesini kolaylaştırırken, fitilli mekanizma (<em>matchlock</em>)’ın ortaya çıkması da <strong>tüfek teknolojisi</strong>ndeki bir başka önemli gelişme oldu.<sup><a href="#_bookmark14">14</a></sup> Fitilli mekanizma, silah elde tutulurken hedefe bakılarak atış yapılabilmesini sağlamak amacıyla namlu veya namluyu taşıyan kundak yanına serpantine, yani “S” harfine benzer şekilli bir parça takılması prensibi ile çalışmaktaydı. Bu parçanın maşaya benzer üst ucuna yavaş yanan bir fitil takılıyor ve silahın ateş alması sağlanıyordu.<sup><a href="#_bookmark15">15</a></sup></p>
<p>On altıncı yüzyıla gelindiğinde ilk gerçek mekanik ateşleme metodu olan zemberekli mekanizma (<em>wheellock</em>) icat edildi. Zemberekli mekanizma, çakmaktaşının oynar bir horoza sıkıştırılması ve tetik çekildiğinde çakmaktaşından kıvılcımlar çıkarak ateş alması prensibiyle çalışıyordu. Her ne kadar teknolojik açıdan <strong>tüfek teknolojisi</strong>nde yeni bir gelişme olsa da zemberekli mekanizmanın da birtakım dezavantajları vardı ki bunlar, iyi eğitilmemiş piyadenin elinde kazara tutuşma tehlikesinin varlığı ve ateşleme tertibatının oldukça karışık olmasıydı.<sup><a href="#_bookmark16">16</a></sup></p>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-2556" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek.png" alt="tüfek" width="640" height="315" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek.png 640w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-300x148.png 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Bu noktada teknolojik gelişmelerde kısıtlayıcı rol oynayabilecek ve askerî maksatla kullanılacak olan bir aletin üretiminde göz önünde bulundurulması gereken iki önemli faktörden bahsetmek gerekir. Bunlar, teknolojinin kullanım kolaylığı ve maliyetidir. Burada zemberekli mekanizma örneğinde olduğu gibi her yeni teknoloji, kullanıma uygun olmayabilir. Özellikle ordu gibi büyük insan kitlelerini içinde barındıran bir oluşumda askerlere sağlanacak olan silahların üretim maliyetinin fazlalığı göze alınamayarak kullanılan teknolojinin terk edilmesi ihtimali de vardır. Bu durumda yeni teknolojinin gözden geçirilerek geliştirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Yukarıda bahsettiğimiz wheellock teknolojisinin etkin kullanımının önündeki engellerden dolayı, üretimi ve arıza çıkarması durumunda tâdili daha ucuz ve kolay, aynı zamanda daha güvenilir ateşleme sistemine sahip olacak bir mekanizma arayışlarına başlandı. Bu arayışın sonucu olarak da on altıncı yüzyılın ortalarında çakmaktaşlı mekanizma (<em>snaphaunce</em>) geliştirildi. Eski sisteme göre çakmak mekanizması daha basit ve sağlam olan bu sistemin, bir aksaklık olması halinde onarımı da daha basitti.<sup><a href="#_bookmark17">17</a></sup> Ateşleme mekanizmalarının evrimi snaphaunce ile son bulmadı. Çalışma prensibi snaphaunce ile aynı olan ancak birkaç iyileştirilmenin yapıldığı çakmaklı mekanizma (<em>flintlock</em>) zaman içerisinde onun yerini aldı. Çakmaklı <strong>tüfek teknolojisi</strong> ile birlikte piyadelere iki elini birden kullanma ve tüfeğini daha hızlı doldurma olanağı sağlandı. On yedinci yüzyılın ortalarına gelindiğinde Avrupa’da ağırlığı oldukça fazla ve dolayısıyla da kullanımı zor fitilli <strong>tüfek teknolojisi</strong> yerlerini artık, rüzgâr ve yağmurun etki düzeyinin oldukça azaldığı -fitilli<strong> tüfek teknolojisi</strong>ne göre- ve süvarilerinde kullanımına açık çakmaklı <strong>tüfek teknolojisine</strong> bırakmıştı. Bu tarihten itibaren <strong>tüfek teknolojisi</strong>nde uzun bir süre büyük bir değişiklik yaşanmadı.<sup><a href="#_bookmark18">18</a></sup></p>
<h3><em>1.2. </em>Tüfek Teknolojisinin Muharebelere Etkisi</h3>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-2565" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/atesleme-sistemlerinin-gelisimi.jpg" alt="ateşleme sistemlerinin gelişimi" width="640" height="425" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/atesleme-sistemlerinin-gelisimi.jpg 640w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/atesleme-sistemlerinin-gelisimi-300x199.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Daha evvel değinildiği gibi ilk ateşli silahların performansı bir komutanın arzu edeceğinden çok daha azdı. <strong>Tüfek</strong>ler ile ilgili problem yalnızca kullanılan barutun kalitesi ile alakalı değil aynı zamanda kullanımı için askerlerin harcadığı süre ile de ilişkiliydi. Menzillerin az olmasının yanı sıra bir tüfeğin yeniden doldurulması ve ateşlenmesi esnasında geçen süre, henüz süvarilerin oldukça etkin olduğu savaş meydanlarında <strong>tüfek</strong>çilerin hayatını riske atmaktaydı. Bu durumun yansıması ise <strong>tüfek</strong>çilerin muharebe esnasında mızraklı askerler tarafından korunması oldu.<sup><a href="#_bookmark19">19 </a></sup>Öyle ki on altıncı yüzyılda okçuların yerini alan <strong>tüfek</strong>li askerler ile mızraklı piyadelerin savaş meydanlarındaki oran dağılımı hemen hemen eşitti.<sup><a href="#_bookmark20">20</a></sup> Piyadenin muharebe performansını etkileyen bu duruma çözüm olarak Fransa da ilk süngü icat edildi. Tıpa süngü denilen bu yeniliğin ilk kullanımı bıçağın namluya doğrudan sokulması ile kullanılıyordu ki bu da piyadenin ateş etmesine mâni bir durum idi. Süngü takılı iken silahı ateşleme fırsatı veren üçgen kesitli kabzasız bir bıçak olan gerçek soket süngüler 1690’larda kullanıma girdi.<sup><a href="#_bookmark21">21 </a></sup>Süngünün dar bir bilezik yardımıyla namlunun ucuna takılması piyadenin ateş etmesine imkân sağlıyordu.</p>
<p>On yedinci yüzyıla gelindiğinde dahi dönemin<strong> tüfek teknolojisi</strong> görece gelişmiş olsa da dönemin ağızdan dolan yiv-setsiz <strong>tüfek</strong>lerinin yeniden ateşlenme süresi, menzili, mermilerin isabet oranı ve düşmana verdiği hasar oldukça az olduğundan, ancak çok sayıda asker eşzamanlı hareket eden saflar oluşturabilirse ateş üstünlüğü ele geçirilebiliyordu.<sup><a href="#_bookmark22">22</a></sup> Yaylım ateşi denilen bu taktiğin mucitleri on altıncı yüzyılın sonunda Nassaulu Kont Maurice ve Willem Lodewijk’ti.<sup><a href="#_bookmark23">23</a></sup> Maurice ve Lodewijk, Aelianus&#8217;un Taktika&#8217;sını okurken, lejyonlarda uygulanan cirit ve sapan misketi atanların açtığı yaylım ateşini, dönüşümlü<strong> tüfek</strong>çi hatları tarafından da uygulayabileceğini fark ettiler. Bu taktiksel yenilik, grup atışını meydana getirerek tüfeği ateşleyen safların geri çekilerek yeniden doldurmalarına imkân sağlamasına ve halihazırda bekleyen safların ise harekete geçerek o sırada ateş gücünü kesintisiz devam ettirmelerine imkân verdi. Böylelikle ağızdan dolma tüfeğin dezavantajlarından biri olan yavaş ateş hızının telafi edilmesi ve ateş gücünün artırılması sağlanmış oldu.</p>
<h2>2. 19.Yüzyıl Tüfek Teknolojisindeki Gelişmeler</h2>
<h2><img loading="lazy" class="size-large wp-image-2558" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', 'Bitstream Charter', Times, serif; font-weight: 400; font-size: 19.4286px;" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-nedir-1024x304.jpg" alt="tufek nedir" width="1024" height="304" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-nedir-1024x304.jpg 1024w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-nedir-300x89.jpg 300w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-nedir-768x228.jpg 768w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-nedir-1536x456.jpg 1536w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-nedir-800x238.jpg 800w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-nedir.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></h2>
<p>On dokuzuncu yüzyılda sivil ve askeri teknolojilerin gelişimi açısından devrim niteliğinde gelişmeler yaşandı. Buhar makinesinin icadını müteakip James Watt, bu icadı geliştirerek 1784’te ilk sanayi tipi buhar makinasını icat etti. Ancak buhar teknolojisinin gelişip yaygınlaşması daha çok on dokuzuncu yüzyılda vuku buldu. Buhar gücü ile çalışan gemiler ve demiryolu lokomotifleri ulaştırmada, buhar makinaları ise endüstriyel üretimde radikal değişikliklere yol açtı. Şüphesiz tüm bu gelişmeler olurken değişimin askerî teknolojiye yansıması kaçınılmaz bir durumdu, çünkü buhar devrimi beraberinde üretimi getirmiş, bu da silah parçası ve teçhizatı imalini kolaylaştırmıştı.</p>
<h3><em>2.1. </em>Kapsüllü Tüfek Teknolojisi</h3>
<p>On dokuzuncu yüzyılın henüz başlarında ağızdan dolan çakmaklı <strong>tüfek teknolojisi</strong> standart piyade tüfeği olarak yaygın şekilde kullanılmaktaydı fakat yüzyılın başlarında yaşanan mühim bir gelişme, bakır yahut pirinç kapsüllü ve yeni tip horozlu mekanizmanın icadı (<em>percussion lock</em>) ile bu durum değişmeye başladı. İskoç Rahip ve mucit Alexander John Forsyth, bir kapsül içerisine cıva fülminat yerleştirilerek, barutun ateşlenebileceğinin farkına vardı.<sup><a href="#_bookmark24">24</a></sup> Kapsüllü <strong>tüfek teknolojisi</strong> sayesinde, hava muhalefeti sırasında problem yaratan çakmaklı ateşleme sistemi terk edilmeye başlandı. Çünkü cıva patlayıcıları, çakıldığında ateş almakta bu sayede de harici bir ateş veya patlamaya gerek kalmamaktaydı. Joshua Shaw, 1822&#8217;de metal <strong>tüfek</strong> kapsülünün seri üretimini yaptı. Bu sistemde, atış deliğine yerleştirilen kapsül asıl barutu ateşliyordu.<sup><a href="#_bookmark25">25</a></sup><img loading="lazy" class="size-full wp-image-2557" style="font-size: 19.4286px;" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisi.jpg" alt="tüfek teknolojisi" width="820" height="535" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisi.jpg 820w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisi-300x196.jpg 300w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisi-768x501.jpg 768w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisi-800x522.jpg 800w" sizes="(max-width: 820px) 100vw, 820px" /></p>
<p>Söz konusu teknoloji ateşleme sistemine yenilik getirse de piyade <strong>tüfek</strong>lerinde halledilmesi gereken sorunlar bununla sınırlı değildi. Kapsüllü tüfekler hala yiv-setsiz olarak kullanılıyordu ki, bu da atışların isabet oranının düşük ve menzillerinin kısa olması anlamına gelmekteydi. Dolayısıyla bu problemlerinde halledilmesi için birtakım yenilikler yapılması zorunluydu. Söz konusu yüzyılda kapsüllü tüfeklerin kullanılmasını takiben yaşanan yenilik, doğal olarak menzil ve isabet sorunu odaklıydı. Bu problemin çözümü için yapılan çalışmalar kapsüllü tüfeklerin yivli olarak tasarlanması yeniliğini doğurdu. Şimdiye dek merminin namluya tam oturmamasından ve ateşlemeyi tetikleyen gazların sızarak işlevini yitirmesinden kaynaklı sorunların çözümü yivli tüfeklerde görüldü.<sup><a href="#_bookmark26">26 </a></sup>Aslında on altıncı yüzyıldan beri yivli<strong> tüfek teknolojisi</strong> bilinmekteydi ancak dönemin <strong>tüfek teknolojisi</strong> namludan dolar olduğundan, setler yüzünden mermiyi doldurmak oldukça zor ve yavaştı.<sup><a href="#_bookmark27">27</a></sup></p>
<p>Yaşanan problemin çözülmesine yönelik ilk çalışmalardan birisini, İngiliz subay Yüzbaşı Norton 1823’te yivli <strong>tüfek teknolojisi</strong> kullanılmak üzere mermi tasarlayarak yaptı.<sup><a href="#_bookmark28">28 </a></sup>Bu mermi ile tüfeği doldururken, merminin yivlere oturmasını sağlamak için iyice sıkıştırılması gerekiyordu ki bu durum silahların ağızdan doldurulmasını zorlaştırmaktaydı. Norton bu sorunu mermi tabanını oyarak giderdi, bu sayede silah ateşlendiğinde çıkan mermi</p>
<p>gaz basıncı ile genişlemekte ve namludaki yivlere iyice oturmaktaydı.<sup><a href="#_bookmark29">29 </a></sup>Ancak başta İngiliz Mühimmat Dairesi olmak üzere askerî çevreler, 1839’a kadar bu yeni icada fazla ilgi göstermedi.<sup><a href="#_bookmark30">30 </a></sup>1849 senesinde Fransız Yüzbaşı <em><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Claude-%C3%89tienne_Mini%C3%A9" target="_blank" rel="noopener nofollow">Claude-Etienne Minie</a></em>, geçmiş dizaynları daha da geliştirerek <strong>tüfek teknolojisi</strong>nde yaşanan bu problemi ortadan kaldıracak çözümü buldu. Minie’nin tasarladığı kurşun, gövdesi silindir, ucu konik ve dibi oyuk bir şekildeydi. Bu kurşun, namlu çapından daha ufak olduğu için kolaylıkla doldurulabiliyordu. Ateşlendiği zaman dipteki oyuk sayesinde genişleyen kurşun barutun kaçmasını önlemekte ve yivler de mermiye dönme imkânı sağladığı için isabet oranı yükselmekteydi.<sup><a href="#_bookmark31">31</a></sup> Minie mermisinin icadı ile birlikte<strong> tüfek teknolojisinde</strong> çözülmesi gereken sorunlar oldukça azalmış gözükmekteydi fakat, tüfek teknolojisi hala gelişime açıktı ve önünde kat etmesi gereken uzun bir yol vardı.</p>
<h3><em>2.2. (</em>Kuyruktan Dolar) İğneli Tüfek Teknolojisi</h3>
<p><img loading="lazy" class="size-large wp-image-2566" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-1024x820.jpg" alt="tüfek" width="1024" height="820" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-1024x820.jpg 1024w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-300x240.jpg 300w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-768x615.jpg 768w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-800x640.jpg 800w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek.jpg 1152w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>On dokuzuncu yüzyılın ortalarına gelindiğinde savaşın icrası hala ağızdan dolar <strong>tüfek teknolojisi</strong> ile yürütülmekteydi. Piyadenin muharebe esnasında ayakta olması zorunluluğunu doğuran bu durum, askerlerin düşmana açık hedef teşkil etmesi açısından oldukça sıkıntılıydı. Kuyruktan dolar iğneli <strong>tüfek teknolojisi</strong>nin sahneye çıkması her şeyi değiştirdi çünkü kuyruktan dolar<strong> tüfek teknolojisi</strong> sayesinde piyadeler artık yere yatarak da silahlarını doldurabilmekteydi. Sistemin mucidi Johann Nikolaus Dreyse, 1827 senesinde standart ağızdan dolar tüfekler üzerine yoğunlaşarak işe başlasa da kuyruktan dolar tüfeklere yönelerek 1835’te iğneli tüfekleri mükemmelleştirdi.<sup><a href="#_bookmark32">32</a></sup> İğneli <strong>tüfek teknolojisi</strong> Prusya askerî çevreleri tarafından o kadar beğenildi ki kral ve danışmanları 1840 senesinde altmış bin adet Dreyse model tüfek siparişi vererek piyade askerlerini bunlarla donattılar.<sup><a href="#_bookmark33">33</a></sup> 1866 senesine gelindiğinde Prusya ordusu modası geçmiş olmasına rağmen Avusturya ile girdikleri savaşta hala bu <strong>tüfek</strong>leri kullanmaktaydı.<sup><a href="#_bookmark34">34</a></sup> Aynı sene içerisinde Fransa’da Chassepot, kendi adı verilen ve Dreyse’den daha iyi performansa sahip tüfeği geliştirdi. Silahın kuyruğunu kauçuk bir halka ile kaplayarak barut gazı kaçağını azaltan Chassepot, tüfeğin menzilini 1600 metreye çıkarmayı başarmıştı.<sup><a href="#_bookmark35">35</a></sup></p>
<h2>3. Amerikan Sistemi ve Tüfek Teknolojisinin Standardizasyonu</h2>
<p>Amerikalı mucit, makine mühendisi ve üretici Eli Whitney, günümüzde pamuk çırçır makinasının mucidi olarak bilinir. Ancak Whitney’nin daha büyük bir başarısı değiştirilebilir parçaların (interchangeable) seri üretim konseptini geliştirmesidir. Daha önce bahsettiğimiz gibi sanayi devrimi ile birlikte kol gücü yerini artık buhar gücü ile çalışan makinelere bırakmaya başlamıştı. On dokuzuncu yüzyılın başında Avrupa’da küçük ateşli silahlar zanaatkarlar tarafından elle üretilmekteydi. Askerî sanayide makineleşme ilk olarak Amerika’da başlamış ve diğer ülkeleri de bu gelişmeye adapte olmak amacıyla harekete geçirmişti.<sup><a href="#_bookmark36">36</a></sup> Öyle ki İngiltere, ABD’nin silah üretiminde yakaladığı gelişmeyi yerinde incelemek amacı ile Amerika’ya gözlem için bir heyet göndermiş ve bu gözlemciler kendilerininkinden oldukça farklı buldukları bu tekniğe “Amerikan Sistemi” adını vermişlerdir.<sup><a href="#_bookmark37">37</a></sup></p>
<p><img loading="lazy" class="size-large wp-image-2567" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisi-ve-atesli-silahlar-1024x768.jpg" alt="tüfek teknolojisi ve ateşli silahlar" width="1024" height="768" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisi-ve-atesli-silahlar-1024x768.jpg 1024w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisi-ve-atesli-silahlar-300x225.jpg 300w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisi-ve-atesli-silahlar-768x576.jpg 768w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisi-ve-atesli-silahlar-180x135.jpg 180w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisi-ve-atesli-silahlar-400x300.jpg 400w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisi-ve-atesli-silahlar-600x450.jpg 600w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisi-ve-atesli-silahlar-800x600.jpg 800w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisi-ve-atesli-silahlar-1200x900.jpg 1200w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/tufek-teknolojisi-ve-atesli-silahlar.jpg 1500w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Amerikan sistemi ki aynı zamanda değiştirilebilir parça sitemi olarak da bilinir<sup><a href="#_bookmark38">38</a></sup>, hafif silah üretiminde devrim niteliğinde bir gelişme yarattı. Bu sistem sayesinde<strong> tüfek</strong> parçalarının standart biçimde üretilerek, <strong>tüfek</strong> aksamlarının birbirleri ile değiştirilmesi mümkün kılınmaktaydı. Aynı zamanda karmaşık bileşenli ürünler dahi seri olarak ve düşük maliyette üretilebilmekteydi.<sup><a href="#_bookmark39">39 </a></sup>Amerikan Harp Dairesi’nin, 1820 senesinde Albay John Hall ile birbiriyle değiştirilebilir parçalara sahip bir <strong>tüfek</strong> için kontrat yapması ile Hall, 1823’te tektip olarak seri tüfekler üretmeye imkân sağlayan makinalar icat etti ve bu tarih, silah sanayinde ilk interchangeable bileşenlerden müteşekkil seri silah üretiminin başlangıç tarihi olarak kabul edildi.<sup><a href="#_bookmark40">40</a></sup></p>
<p>On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren <strong>tüfek teknolojisi</strong>nde gelişmeler devam etti. 1860’lara gelinene kadar kâğıt fişek kullanımı devam ediyordu ancak söz konusu<a href="https://siyaksibak.com/tarih-ne-demek/" target="_blank" rel="noopener"><em> tarihte</em></a> piyade tüfeği için tam atım kovanlı mermi tasarlanıp üretilmeye başlandı. Yine 1886’da dumansız barutun keşfedilmesi ile kara barutlu mermilerden vazgeçildi. Muharebe meydanlarında beklenmedik bir silahın: makineli tüfeğin boy göstermesi de bu tarihlere rasgelmektedir. Aslında ilk gerçek <strong>makineli tüfek</strong> ABD’li Hiram Maxim tarafından 1883’te icat edilmiş olsa da 1860 senesinde icat edilen Amerikan Gatling ve Fransız Mitrailleuse hızlı ama tek tek ateşlenen namlulardan oluştuğundan, bu silahlara <strong>çabuk ateşli tüfek</strong> (rapid fire gun) denilmesi daha doğrudur.<sup><a href="#_bookmark41">41</a></sup></p>
<h2>Tüfek Teknolojisinin Sonucu</h2>
<p><img loading="lazy" class="size-large wp-image-2568" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/atesli-silahlarin-kullanimi-1024x546.jpg" alt="ateşli silahların kullanımı" width="1024" height="546" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/atesli-silahlarin-kullanimi-1024x546.jpg 1024w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/atesli-silahlarin-kullanimi-300x160.jpg 300w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/atesli-silahlarin-kullanimi-768x410.jpg 768w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/atesli-silahlarin-kullanimi-800x427.jpg 800w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2021/02/atesli-silahlarin-kullanimi.jpg 1500w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>İlk ateşli silahların savaş sahnesine çıkışı on dördüncü yüzyılda oldu. Bugün yirmi birinci yüzyılda dahi ateşli silahlar, tüm dehşeti ile hatta eskisine oranla daha da yıkıcı etkilere sahip bir şekilde hayatımızın içerisinde yer almaya devam ediyor. İlk kullanıma başlanılmasından itibaren aradan geçen asırlarda <strong>tüfek teknolojisi</strong> değişti, gelişti ve “öldürme” konusunda mükemmelleşti. Söz konusu teknolojinin evrimini etkileyen temel parametreler, silahı kullanacak askerin ayrıca bir yetenek sergilemesine mahal bırakmayacak şekilde “kullanım kolaylığı” sağlamaya çalışmak ve üretiminin getirdiği finansal yükü azaltmak amacı ile “maliyet kolaylığı sağlamak” oldu. Kundağından namlusuna, ateşleme sisteminden barutuna kadar, tüfeği oluşturan kombinlerden her birisi zaman içerisinde bu parametrelere uyacak şekilde değişime ve dönüşüme uğradı. İlkel silahları zaman içerisinde yerinden eden <strong>tüfek</strong>, piyadenin temel savaş enstrümanı haline geldi. Ordulara birçok açıdan faydalar sağladı. Önce okçuları, süngünün icadı ile de mızraklı askerleri yerlerinden ederek insan ve iaşe açısından tasarruf ettirdi. Dahil olduğu kimi ordularda farklı taktik birimlerin yaratımı sayesinde askerî yapıların dönüşümünü sağladı. Ancak tüm bunlar olurken teknolojik ilerlemenin her zaman devlet, ordu, insan üçlemesi lehine olmadığı genellikle göz ardı edildi. Nihayetinde her teknoloji gibi, <strong>tüfek teknolojisi</strong> de tek başına savaş kazandırmaya yetmedi.</p>
<div class="su-spoiler su-spoiler-style-default su-spoiler-icon-plus su-spoiler-closed" data-scroll-offset="0" data-anchor-in-url="no"><div class="su-spoiler-title" tabindex="0" role="button"><span class="su-spoiler-icon"></span>Dipnot</div><div class="su-spoiler-content su-u-clearfix su-u-trim">
<p>1 Carl von Clausewitz, Savaş Üzerine, çev. Selma Koçak (İstanbul: Doruk Yayınları, 2019), 29-39.</p>
<p>2 Mesut Uyar, Dünya Askerî Tarihi, (İstanbul: Doğu Kütüphanesi, 2020), 36.</p>
<p>3 a.g.e., 38.</p>
<p>4 Jeremy Black, Savaş ve Dünya Askerî Güç ve Dünyanın Kaderi 1450-2000, çev. Yeliz Özkan (Ankara: Dost Kitabevi, 2009), 98.</p>
<p>5 Kenneth Chase, Firearms A Global History to 1700, (Cambridge: Cambridge University Press, 2003), 58.</p>
<p>6 a.g.e., 60.</p>
<p>7 gös.yer.</p>
<p>8 Carlo M. Cipolla, Yelken ve Top, çev. Aslı Kayabal (İstanbul: Kitap Yayınevi, 2003), 11.</p>
<p>9 Geoffrey Parker, Askeri Devrim Batı’nın Yükselişinde Askeri Yenilikler 1500-1800, çev. Tuncay Zorlu (İstanbul: Küre Yayınları, 2018), 50.</p>
<p>10 Uyar, a.g.e., 127.</p>
<p>11 Bert. S. Hall, Weapons and Warfare in Renaissance Europe Gunpowder, Technology and Tactics, (Baltimore &amp; London: Johns Hopkins University Press, 1997), 2.</p>
<p>12 Gábor Ágoston, ‘‘Osmanlı’da Top, Tüfek ve Tabur’’, Osmanlı’da Ateşli Silahlar Ve Askeri Devrim Tartışmaları, çev. Kahraman Şakul (İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2017), 157.</p>
<p>13 Hall, a.g.e., 96.</p>
<p>14 David Westwood, Rifles An Illustrated History of Their Impact, (California: ABC-CLIO, 2005), 7.</p>
<p>15 James H. Willbanks, Machine Guns An Illustrated History of Their Impact, (California: ABC- CLIO, 2004), 7.</p>
<p>16 Westwood, a.g.e., 9-12</p>
<p>17 a.g.e., 12-13.</p>
<p>18 Fatih Yeşil, İhtilâller Çağında Osmanlı Ordusu Osmanlı İmparatorluğu’nda Sosyoekonomik ve Sosyopolitik Değişim Üzerine Bir İnceleme (1793-1826), (İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2016), 136.</p>
<p>19 Parker, a.g.e., 54.</p>
<p>20 B. P. Hughes, Firepower Weapons Effectiveness On The Battlefield 1630-1850, (New York: Sarpedon, 1997), 75.</p>
<p>21 Uyar, a.g.e., 143.</p>
<p>22 <a href="http://www.kho.edu.tr/akademik/dekanlik/dekan.html" target="_blank" rel="nofollow noopener">Gültekin Yıldız</a>, “Kara Kuvvetleri”, Osmanlı Askeri Tarihi Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri 1792- 1918, ed. Gültekin Yıldız (İstanbul: Timaş Yayınları, 2017), 63.</p>
<p>23 Geoffrey Parker, “Hanedan Savaşları (1494- 1 660)”, Cambridge Savaş Tarihi, ed. Geoffrey Parker, çev. Füsun Tayanç-Tunç Tayanç (İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2018), 172.</p>
<p>24 Robert L. O’Connel, Of Arms And Men A History of War, Weapons and Aggression, (Oxford: Oxford University Press, 1990), 191.</p>
<p>25 Black, a.g.e., 296.</p>
<p>26 Ali İhsan Gencer, Ali Fuat Örenç, Metin Ünver, Türk-Amerikan Silah Ticareti Tarihi, (İstanbul: Doğu Kütüphanesi, 2008), 10.</p>
<p>27 Uyar, a.g.e., 179.</p>
<p>28 Gencer, a.g.e., 11.</p>
<p>29 Debra Wolter, Silah, Tabanca ve Tüfeklerin 800 Yıllık Tarihi, ed. Chris Stone, çev. Cenk Pamay (İstanbul: Kaknüs Yayınları, 2008), 154.</p>
<p>30 O’Connell, a.g.e., 191.</p>
<p>31 Uyar, a.g.e., 179.</p>
<p>32 Westwood, a.g.e., 91.</p>
<p>33 O’Connell, a.g.e., 203.</p>
<p>34 Westwood, a.g.e., 93.</p>
<p>35 Christon I. Archer ve diğ., Dünya Savaş Tarihi, çev. Cem Demirkan (İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2020), 484.</p>
<p>36 Gencer, a.g.e., 13.</p>
<p>37 David A. Hounshell, From The American System to Mass Production, 1800-1932: The Development of Manufacturing Technology in The United States, (Baltimore and London: John Hopkins University Press, 1984), 4.</p>
<p>38 Brian Holden Reid, The American Civil War and the Wars Of The Industrial Revolution, ed. John Keegan (New York: Alfred A. Knopf, 2009), 5.</p>
<p>39 Gencer, a.g.e., 14-15.</p>
<p>40 a.g.e., 16-17.</p>
<p>41 Uyar, a.g.e., 18 </div></div>
<div class="su-spoiler su-spoiler-style-default su-spoiler-icon-plus su-spoiler-closed" data-scroll-offset="0" data-anchor-in-url="no"><div class="su-spoiler-title" tabindex="0" role="button"><span class="su-spoiler-icon"></span>Kaynakça</div><div class="su-spoiler-content su-u-clearfix su-u-trim">
<p>KAYNAKÇA</p>
<p>Ágoston, Gábor. ‘‘Osmanlı’da Top, Tüfek ve Tabur’’. Osmanlı’da Ateşli Silahlar Ve Askeri Devrim Tartışmaları. çev. Kahraman Şakul. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2017, 147-169.</p>
<p>Archer, Christon I. John R. Ferris. Holger H. Herwig. Timothy E. Travers. Dünya Savaş Tarihi. çev. Cem Demirkan. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2020.</p>
<p>Black, Jeremy. Savaş ve Dünya Askerî Güç ve Dünyanın Kaderi 1450-2000. çev. Yeliz Özkan. Ankara: Dost Kitabevi, 2009.</p>
<p>Chase, Kenneth. Firearms A Global History to 1700. Cambridge: Cambridge University Press, 2003.</p>
<p>Cipolla, Carlo M. Yelken ve Top. çev. Aslı Kayabal. İstanbul: Kitap Yayınevi, 2003.</p>
<p>Clausewitz, Carl von. Savaş Üzerine. çev. Selma Koçak. İstanbul: Doruk Yayınları, 2019.</p>
<p>Gencer, Ali İhsan. Ali Fuat Örenç. Metin Ünver. Türk-Amerikan Silah Ticareti Tarihi. İstanbul: Doğu Kütüphanesi, 2008.</p>
<p>Hall, Bert S. Weapons and Warfare in Renaissance Europe Gunpowder, Technology and Tactics. Baltimore &amp; London: Johns Hopkins University Press, 1997.</p>
<p>Hounshell, David A. From The American System to Mass Production, 1800-1932: The Development of Manufacturing Technology in The United States. Baltimore and London: John Hopkins University Press, 1984.</p>
<p>Hughes, B.P. Firepower Weapons Effectiveness On The Battlefield 1630-1850. New York: Sarpedon, 1997.</p>
<p>O’Connel, Robert L. Of Arms And Men A History of War, Weapons and Aggression. Oxford: Oxford University Press, 1990.</p>
<p>Parker, Geoffrey. Askeri Devrim Batı’nın Yükselişinde Askeri Yenilikler 1500-1800. çev. Tuncay Zorlu. İstanbul: Küre Yayınları, 2018.</p>
<p>Parker, Geoffrey. “Hanedan Savaşları (1494- 1660)”. Cambridge Savaş Tarihi, ed. Geoffrey Parker. çev. Füsun Tayanç-Tunç Tayanç. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2018, 163-187.</p>
<p>Holden, Brian Reid. The American Civil War and the Wars Of The Industrial Revolution. ed. John Keegan. New York: Alfred A. Konpf, 2009.</p>
<p>Uyar, Mesut. Dünya Askerî Tarihi. İstanbul: Doğu Kütüphanesi, 2020.</p>
<p>Westwood, David. Rifles An Illustrated History of Their Impact. California: ABC- CLIO, 2005.</p>
<p>Willbanks, James H. Machine Guns An Illustrated History of Their Impact. California: ABC-CLIO, 2004.</p>
<p>Wolter, Debra. Silah, Tabanca ve Tüfeklerin 800 Yıllık Tarihi. ed. Chris Stone. çev. Cenk Pamay. İstanbul: Kaknüs Yayınları, 2008.</p>
<p>Yeşil, Fatih. İhtilâller Çağında Osmanlı Ordusu Osmanlı İmparatorluğu’nda Sosyoekonomik ve Sosyopolitik Değişim Üzerine Bir İnceleme (1793-1826). İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2016.</p>
<p>Yıldız, Gültekin. “Kara Kuvvetleri”. Osmanlı Askeri Tarihi Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri 1792-1918. ed. Gültekin Yıldız. İstanbul: Timaş Yayınları, 2017, 47-113. </div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://siyaksibak.com/yirminci-yuzyil-tufek-teknolojisi-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İkinci Dünya Savaşı Sonrası Refah Devletleri</title>
		<link>https://siyaksibak.com/ikinci-dunya-savasi-sonrasi/</link>
					<comments>https://siyaksibak.com/ikinci-dunya-savasi-sonrasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kutalmış]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2020 11:58:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://siyaksibak.com/?p=1812</guid>

					<description><![CDATA[İkinci Dünya Savaşı Sonrası Refah Devletleri I.Dünya Savaşı’nın başladığı tarih olan 1914 senesinden, II. Dünya Savaşı’nın son bulduğu 1945 senesine kadar dünya, savaş, devrim ve depresyon dönemi geçirdi. Özellikle 1930’larda etkisini gösteren buhran dönemi sonrası, dünya geneline hâkim olan bu durum, 1945 senesi sonrası ivmenin tersine dönmesi ve II. Dünya Savaşı’ndan sonra ciddi bir büyüme dönemine girilmesi ile aşıldı. 1945 &#8211; 1975 yılları arasında gerçekleşen olağanüstü refah döneminde başlıca Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, SSCB, İngiltere, Almanya ve Japonya gibi ülkelerde, İkinci Dünya Savaşı’nın bitişiyle tüketim ve üretim kesintisiz olarak büyüdü. Otuz sene süren ve bolluk yılları olarak adlandırılan bu dönemde, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>İkinci Dünya Savaşı Sonrası Refah Devletleri</strong></h2>
<p><strong>I.Dünya Savaşı</strong>’nın başladığı tarih olan 1914 senesinden, II. Dünya Savaşı’nın son bulduğu 1945 senesine kadar dünya, savaş, devrim ve depresyon dönemi geçirdi. Özellikle 1930’larda etkisini gösteren buhran dönemi sonrası, dünya geneline hâkim olan bu durum, 1945 senesi sonrası ivmenin tersine dönmesi ve II. Dünya Savaşı’ndan sonra ciddi bir büyüme dönemine girilmesi ile aşıldı. 1945 &#8211; 1975 yılları arasında gerçekleşen olağanüstü refah döneminde başlıca <strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong>, Fransa, <strong>SSCB</strong>, İngiltere, Almanya ve Japonya gibi ülkelerde, İkinci Dünya Savaşı’nın bitişiyle tüketim ve üretim kesintisiz olarak büyüdü. Otuz sene süren ve bolluk yılları olarak adlandırılan bu dönemde, şuan ki tüketim toplumunun temelleri atıldı. Büyük sanayi ülkeleri sınıfında yer alan bu ülkelerin, savaşın hemen ardından, daha evvel dünya tarihinde eşine rastlanılmamış bir ekonomik büyüme yaşamaları, 20. Yüzyılın ortalarından itibaren çağdaş dünya toplumunu etkisi silinmeyecek bir şekilde etkiledi. Muhteşem Otuzlar olarak adlandırılan bu dönemi anlamak için bilinmesi gereken başlıca kavram ise Refah Devleti’dir.</p>
<div id="attachment_1712" style="width: 1034px" class="wp-caption aligncenter"><img aria-describedby="caption-attachment-1712" loading="lazy" class="wp-image-1712 size-large" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/dunya-savasi-1024x734.jpg" alt="İkinci dünya savaşı sonrası" width="1024" height="734" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/dunya-savasi-1024x734.jpg 1024w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/dunya-savasi-300x215.jpg 300w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/dunya-savasi-768x550.jpg 768w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/dunya-savasi-800x573.jpg 800w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/dunya-savasi.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><p id="caption-attachment-1712" class="wp-caption-text">İkinci Dünya Savaşı sonrası</p></div>
<h4><strong>İkinci Dünya Savaşı Sonrası Refah Devleti ve Onun Altın Çağı</strong></h4>
<p><strong>   </strong>Refah devleti ilk kez Almanya’da 18. yüzyılın sonunda sosyal güvenlik alanında alınan önlemler nedeniyle kullanılmaya başlanmıştır. Refah devleti, toplumsal düzenin daha adaletli bir şekle getirilmesi için devletin, ekonomiye müdahale ederek, ülkede refahı yerleştirme gayretidir. Kısaca tanımlamak gerekirse refah devleti, müdahaleci, düzenleyici ve geliri yeniden dağıtıcı bir devlettir. 1945-1975 seneleri arası, refah devletinin <strong>altın çağı</strong> olmuştur. Bu yıllar arasında toplam üretim ve büyüme kesintisiz bir şekilde artmıştır. Bu büyüme sayesinde de eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, istihdam, gelir dağılımı gibi alanlarda refah devleti kurumsallaşmıştır.</p>
<p>Bolluk yılları süresince, ekonomi büyük bir değişim içerisinde oldu. Petrol ticareti, artan refahın ve gelişen teknolojinin lokomotifliğini yaptı. Sanayi devriminin itici gücü olan kömür, bu dönemde yerini hızlı bir biçimde yerini petrole bıraktı. <strong>Petrol</strong>ün fiyatının ucuz olması ve üretiminin hiç durmaması, motorlu taşıt araçlarının gelişmesine büyük katkı sağladı. Yine motorlu taşıtların gelişmesi ile birlikte bu araçlara uygun yolların inşasına başlandı. Avrupa genelinde otobanlar yaygınlaştı.<em><strong> <a href="https://siyaksibak.com/liberalizm-nedir-devlet-ve-birey-iliskisi/" target="_blank" rel="noopener sponsored noreferrer">Amerika Birleşik Devletleri</a> </strong></em>ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği arasında başlayan uzayı fethetme mücadelesi de bu yıllarda çıkış yaptı. Sovyetlerin 1957’de ilk yapay uydu Sputnik’i uzaya göndermesi ile başlayan süreci, 1961’de ilk kez bir inanın (Yuri Gagarin) uzaya gönderilmesi takip etti. Takvimler 1969’u gösterdiğinde ise bir başka ilk gerçekleşecek, Neil Armstrong Ay’a ayak basan ilk insan olan olacaktı. Bolluk yıllarında ekonominin gerileme gösterdiği ender sektörler, yerini petrole bıraktığını az önce zikrettiğimiz kömür ve geleneksel tekstil sektörleri oldu. Sermayenin artması ile birlikte teknolojik yatırımlarda hız kazandı. <strong>Teknoloji</strong>nin gelişmesi ile birlikte bilimsel buluşlar daha kolay bir şekilde yaşama geçirildi. Elektronik ürünler, bolluk yıllarında insanların hayatlarına hızlı bir şekilde giriş yaptı.</p>
<div id="attachment_1717" style="width: 1034px" class="wp-caption aligncenter"><img aria-describedby="caption-attachment-1717" loading="lazy" class="wp-image-1717 size-large" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/sanayi-devrimi-1024x683.jpg" alt="sanayi devrimi başlangıcı" width="1024" height="683" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/sanayi-devrimi-1024x683.jpg 1024w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/sanayi-devrimi-300x200.jpg 300w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/sanayi-devrimi-768x513.jpg 768w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/sanayi-devrimi-800x534.jpg 800w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/sanayi-devrimi.jpg 1284w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><p id="caption-attachment-1717" class="wp-caption-text">Sanayi devrimi başlangıcı</p></div>
<h4><strong>İkinci Dünya Savaşı Sonrası </strong>Arz-Talep Dengesi</h4>
<p>Batı Avrupa refah devletleri İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüketim toplumları haline geldiler ve XXI. Yüzyılın ortalarından itibaren yirmi, yirmi beş senelik bir zaman zarfını etkisi altına alacak benzersiz bir talep güdümlü ekonomik ilerleme yarattılar. Muhteşem otuzlar boyunca, gelişmiş sanayi ülkelerinin çoğunluğunda, tüketim maddelerine yoğun bir talep oldu. Bu durumun en önemli faktörü ise bu ülkelerde yaşanan nüfusun hızla artmasıydı. Doğum oranlarında ki yükseklik ve artan nüfus, tekstil, gıda, eğitim ve inşaat sektörlerinde ki tüketimi teşvik etti. Ülkeler genelinde işçilere ödenen ücretlerin artması, devletlerin uyguladığı sosyal politikalar çerçevesinde uygulanan sosyal yardımlar, vatandaşların gelirine katkı sağladı. Sosyal sigortaların kapsamlarının genişletilmesi, çoğu ülkede tüm <strong>yurttaş</strong>lara sosyal sigorta güvencesi sağlanması ile refah kurumları, evrensel ve kapsamlı hale geldi. Öyle ki <a href="https://www.iskultur.com.tr/20-yuzyil-avrupa-iktisat-tarihi.aspx" target="_blank" rel="noopener sponsored noreferrer nofollow"><strong><em>İvan T. Berend 20.Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi</em></strong></a> adlı kitabında bu dönemi şöyle anlatır:</p>
<p><em>   ‘’Batı Avrupa’da kişi başına sosyal güvenlik harcamaları 1930’lardan 1957 yılına kadar on misli arttı. Savaş sonrasındaki ilk on yılda sosyal hizmetlere yapılan harcama İtalya’da on dört misli, Fransa’da yedi misli, İsveç’te altı misli ve Batı Avrupa genelinde dört misli artıyordu. Bunun sonucunda, GSMH’nin %40-50’si sosyal yardım harcamalarına gitmekteydi.’’</em></p>
<p><img loading="lazy" class="alignright wp-image-1720 size-medium" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/tuketim-300x196.jpg" alt="tüketim" width="300" height="196" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/tuketim-300x196.jpg 300w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/tuketim-1024x669.jpg 1024w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/tuketim-768x502.jpg 768w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/tuketim-800x523.jpg 800w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/tuketim.jpg 1280w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Talebin artmasındaki bir başka mühim faktör, kredi alma sisteminin dünya genelinde yaygınlaşması diyebiliriz. <strong>Tüketim</strong>i son derece teşvik edici olan bu sistem ailelere, borçlandıkları miktarları daha sonra değerini kaybetmiş bir parayla ödeme olanağı sağladı. Bunun sayesinde de, kredi sistemi ile birçok aile, ev aletleri, araba ve ev sahibi olma imkânı buldu. Radyo ve televizyonların yaygınlaşması ile reklam sektörü gelişme, ürünler ise daha büyük insan kitlelerine ulaşma imkânı sağladı. Dayanıklı mallar savaşın bitişi ile birlikte tüm evlerde görülmeye başlandı. İkinci Dünya Savaşı öncesi, lüks olarak addedilen ve herkesin kolay kolay sahip olamayacağı tüm ürünler, savaş sonrası dönemde hemen herkes tarafından erişilebilir ve kullanılabilir hale gelmişti.</p>
<h4><strong>İkinci Dünya Savaşı Sonrası Farklı Düzeylerde Büyümenin Yönetimi </strong></h4>
<p><strong>   </strong>Önceki yazıda belirttiğimiz gibi bolluk yıllarının 1945 senesi ile başladığını yazmıştık. Ancak değişen, dönüşen ekonominin ve artan büyümenin gerçek anlamda etkileri, daha ileri bir tarih olan 1960’da kendini göstermeye başladı. Devletler nezdinde kazanılan paranın artması, büyük bankaların, büyük bankaların devreye girmesi ise, holdingleşmenin önünü açtı. Şirketlerde yoğunlaşmanın hız kazanması ve çok uluslu şirketlerin ortaya çıkışı, dünya ticaretinde bu holdinglerin üretimde söz kazanmasını sağladı. Çok uluslu şirketler büyük yatırımlar yaptılar ve kimya, lastik ve petrol sanayisi gibi sektörlerde belirleyici bir rol edindiler. Bolluk yıllarının tercih edilen ekonomi kuramı Keynesçilikti. Bu kuram doğrultusunda devletin eli, ekonominin plan, program ve yönetiminde en büyük pay sahibiydi. Patlak vermesi muhtemel bir kriz için devletler, ekonomiyi düzenlemek ve bir takım tedbirleri hayata geçirmek zorundaydılar. Ancak İkinci Dünya Savaşı Sonrası tüm bu büyüme süreci hem şirketler, hem de devletler nezdinde bir rehavete kapılma ile sonuçlanacaktır. Neredeyse tüm sektörlerde görülen büyüme ve yeni gerçekleşen bilimsel buluşlar, bunların hayata geçirilmesi, bir daha dünyanın 1930’larda yaşanan buhranın bir benzerini yaşamasını ihtimalini, göz ardı edilmesine neden olmuştur.</p>
<h3><strong>İkinci Dünya Savaşı Sonrası Büyümenin Toplumsal ve Sınıfsal Etkileri</strong></h3>
<div id="attachment_1814" style="width: 650px" class="wp-caption aligncenter"><img aria-describedby="caption-attachment-1814" loading="lazy" class="wp-image-1814 size-full" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/2_dunya_savasi_tarihi.jpg" alt="İkinci Dünya Savaşı Sonrası Büyümenin Toplumsal ve Sınıfsal Etkileri" width="640" height="426" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/2_dunya_savasi_tarihi.jpg 640w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/2_dunya_savasi_tarihi-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><p id="caption-attachment-1814" class="wp-caption-text">İkinci Dünya Savaşı Sonrası Büyümenin Toplumsal ve Sınıfsal Etkileri</p></div>
<p style="padding-left: 40px;">   İkinci Dünya Savaşı sonrası büyük sanayi ülkelerinin gelişmesi ile artan işgücü ve refahın sonucu olarak, köylü nüfus hızlı bir şekilde şehirlere göç etmeye başladı. Nüfus patlaması ile birlikte bu göç dalgası, kentlerde konut açığının ortaya çıkmasına ve inşaat sektörünün hızlanmasına sebep oldu. Ekonomik büyümeye katkı sağlayan inşaat sektörü kendine farklı ülkelerde, farklı biçimlerde uygulama alanı buldu. Örneğin toprağı Amerika Birleşik Devletlerine görece küçük olan Fransa’da, yeni oluşan mahallelerdeki konutlar, dikine bir şekilde inşa edildi. Nüfus oranına göre daha fazla toprak alanına sahip ABD’de ise, standart şekilde inşa edilen müstakil evlerin oluşturduğu banliyöler ortaya çıktı. Her yeni kurulan mahalle ile birlikte, orada oturan ailelerin ihtiyaçları ile doğru orantılı olacak şekilde, okul, market, devlet dairesi, banka sayısında da artış gerçekleşti. Bu sektörler de çalışan insan sayısının çoğalması ile birlikte de geniş bir orta sınıf oluştu. Fabrikalaşmanın yoğunlaştığı bölgelerde ise ihtiyaç duyulan vasıfsız işçi ihtiyacı ise, dünyanın gelişmiş tüm ülkelerinde genellikle göçmenler tarafından karşılandı. Bunun yakından şahit olduğumuz bir örneği ise ülkemizden Almanya’ya geçimini sağlamak için giden Türk işçilerdir.</p>
<p> Sanayi ülkelerine yapılan bu göçler ile birlikte o ülkelerde, göç eden vatandaşların bir arada yaşadığı yeni mahalleler, yani gettolar oluştu. Gettolar, yabancı oldukları bir memlekette, aynı ülkenin vatandaşlarının toplumsal dayanışma içerisinde bulunmasını sağlıyordu. Bilimsel buluşların gelişip hayata geçirilmesi ile birlikte üretimin artması, makineleşmeyi doğurduğundan, tarım konusunda insan ve kol gücü yerini, yeni alet ve araçlara bırakmayı zorunlu hale getirdi. Nüfusun artması, kişi başına düşen toprak metre karesinin azalmasına, makineleşmede insana duyulan ihtiyacı azalttığından, köylü sınıfı toprağını terk etmek durumunda kaldı. Ancak bolluk yıllarının en önemli özelliklerinden olan işsizlik oranının son derece az olması avantajı sayesinde bu köylüler, büyük şehirlerde kendilerine yeni işler bulabiliyorlardı.</p>
<h3>İkinci Dünya Savaşı Sonrası Büyümenin Dünyaya Dağılımı</h3>
<div id="attachment_1815" style="width: 650px" class="wp-caption aligncenter"><img aria-describedby="caption-attachment-1815" loading="lazy" class="wp-image-1815 size-full" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/2_dunya_savasi_sonrasi.jpg" alt="İkinci Dünya Savaşı Sonrası Büyümenin Dünyaya Dağılımı" width="640" height="426" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/2_dunya_savasi_sonrasi.jpg 640w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/2_dunya_savasi_sonrasi-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><p id="caption-attachment-1815" class="wp-caption-text">İkinci Dünya Savaşı Sonrası Büyümenin Dünyaya Dağılımı</p></div>
<p>İkinci Dünya savaşı yaklaşık olarak otuz sene boyunca devam eden kesintisiz büyüme, faydalarının yanında birçok sorunu da beraberinde getirdi. Bu derece bir büyümenin, hem büyüyen ülkeler, hem de dünya genelinde bir eşitsizlik doğurması kaçınılmazdı. Her ne kadar refah devleti, vatandaşlarına birçok sosyal hizmeti ve imkânı sağlasa da, toplumun her kesimi bundan eşit bir şekilde faydalanamamaktaydı. Büyük sanayi ülkelerinde orta sınıfın refahının artmasına karşılık işçi kesiminin, kendisine dayatılan yaşam tarzına uyum sağlamaktan başka bir şansı yoktu. Bu insanlar orta sınıfın sahip olduğu, araba sahibi olma ve tatil yapma gibi imkânlara kolay kolay sahip olamıyorlardı. Refahın artması, gelirleri arttırarak aşırı yoksulluğun azalmasını sağladı. Ancak sanayileşmiş ülkelerdeki sınıfsal eşitsizlikleri yok edemedi. Çoğu Avrupa ülkesinde, gettolar günlük yaşamın bir parçasıydı. Dünya genelinde ise refah devleti uygulamaları, Amerika’dan Batı Avrupa’ya, Kanada ve Avustralya’ya kadar uzanan bir alanda yaygınlaşmıştı. İskandinav ülkeleri de bolluk yıllarında büyük gelişme kaydeden diğer ülkeler arasındaydı. Akdeniz ülkeleri arasında yer alan İspanya ve Yunanistan gibi ülkeler de rejimleri dolayısıyla geç de olsa, bolluk döneminin son yıllarından faydalandılar.</p>
<h3>İkinci Dünya Savaşı Sonrasının Sonuçları</h3>
<div id="attachment_1816" style="width: 1034px" class="wp-caption aligncenter"><img aria-describedby="caption-attachment-1816" loading="lazy" class="wp-image-1816 size-large" src="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/2_dunya_savasi_kazanani-1024x682.jpg" alt="İkinci Dünya Savaşı Sonrasının Sonuçları" width="1024" height="682" srcset="https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/2_dunya_savasi_kazanani-1024x682.jpg 1024w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/2_dunya_savasi_kazanani-300x200.jpg 300w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/2_dunya_savasi_kazanani-768x512.jpg 768w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/2_dunya_savasi_kazanani-800x533.jpg 800w, https://siyaksibak.com/wp-content/uploads/2020/10/2_dunya_savasi_kazanani.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><p id="caption-attachment-1816" class="wp-caption-text">İkinci Dünya Savaşı Sonrasının Sonuçları</p></div>
<p><strong>  </strong>İkinci Dünya Savaşı sonrası, başta Avrupa ve ABD olmak üzere dünyada, sosyal refah devleti anlayışı benimsendi. Bu ülkelerde sosyal harcamalarda artışlar yaşandı, kamu hizmetleri genişledi, birikim ve kalkınma modelleri sosyal amaçlara hizmet etti ve toplum belirli bir refah düzeyine kavuşturuldu. Refah devleti uygulamalarından ise en fazla yararlanan, başlıca Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, SSCB, İngiltere, Almanya ve Japonya gibi ülkelerin vatandaşları oldu. Avrupa’ya görece az olmakla birlikte Akdeniz ve İskandinav ülkeleri de kayda değer bir ekonomik gelişme gösterdiler. 1945-1975 seneleri arasında süren ve dünya genelinde görülen bu kesintisiz büyüme, bolluk yılları olarak adlandırıldı. Bu yıllar boyunca işgücü verimliliğinde devrim niteliğinde bir artış yaşandı. Yatırımlar hızla arttı. Daha eğitimli, vasıflı ve daha esnek işgücü ortaya çıktı. Ortaya çıkan bu işgücünün büyük kısmı da tarımdan sanayiye kaydı. Sermaye birikimi yeni teknolojik gelişmeler kapı araladı. İletişim araçları, motorlu taşıtlar ve dayanıklı ev aletlerinin gelişmesi ve yaygınlaşması devrim niteliğinde oldu.</p>
<p>Refah devletinin uygulamaları sayesinde gelecek kaygısı gütmeyen insanlar tüketime yöneldiler ve bu durum ekonomik büyümenin devamlılığını sağladı. Orta sınıf genişledi ve yaşam standardı yükseldi. Toplumun geneline kıyasla daha zengin olan kesim ise bu yıllarda servetine servet kattı. Bankalar ve çokuluslu şirketler uluslararası ticarette, devletler ise kendi ekonomileri üzerinde denetim sahibi oldular. Bolluk yıllarında refahını arttırıp gelişme sağlayamayan tek kıta ise Afrika oldu. Tarih boyunca beyazlar tarafından sömürülen bu insanlar, bolluk yıllarında da Batı tarafından sömürülmeye devam ettiler. Petrol krizi ile birlikte içine girilen kriz ortamı ve bu durumun atlatılamaması ise bolluk yıllarının sona erip <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BCreselle%C5%9Fme#:~:text=K%C3%BCreselle%C5%9Fme%2C%20%C3%BCr%C3%BCnlerin%2C%20fikirlerin%2C%20k%C3%BClt%C3%BCrlerin,do%C4%9Fan%20bir%20uluslararas%C4%B1%20b%C3%BCt%C3%BCnle%C5%9Fme%20s%C3%BCrecidir.&amp;text=D%C3%BCnyan%C4%B1n%20birle%C5%9Fik%20hale%20gelmesi%2C%20tekd%C3%BCze,ve%20k%C3%BClt%C3%BCrel%20boyutlu%20bir%20s%C3%BCre%C3%A7tir." target="_blank" rel="noopener sponsored noreferrer nofollow">küreselleşme</a> çağının başlamasına sebep oldu.</p>
<p>&#8220;İkinci Dünya Savaşı Sonrası Refah Devletleri&#8221; benzer yazılar okumak için <a style="font-size: 1.1429rem;" href="https://siyaksibak.com/2-dunya-savasi-sonrasi-refah-devletleri-mi/"><em><strong>buraya</strong></em></a><span style="font-size: 1.1429rem;"> tıklayabilirsiniz.</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://siyaksibak.com/ikinci-dunya-savasi-sonrasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
