GenelDin

Koronavirüs ve Sonrası

Koronavirüs ve Sonrası

Dünya, insanoğlunun var olduğu günden günümüze kadar nice savaşlar ve salgınlar yaşamıştır. Bu savaşların çoğu hem gücünü devletlere karşı ispat etmek hem de yaşam kaygısını içinizden atmaktır. Her devlet lideri için topraklarını büyütme yolundaki bir diğer etken de elbette yaşam kaygısıdır. Zira aynı topraklar üzerinde yaşamaya devam etmesi hem barınma açısından hemde gücünü arttırma konusunda istenileni elde etmesine engel olacaktır. Hiç bir devlet doğduğu toprağın üzerinde betonlaşmamıştır. Sürekli bir ağacın kökü gibi etrafına yayılmıştır.

koronavirüs ve sonrası

Günümüz dünyasında da bu durumu sömürge olarak açıklayabiliriz. Sömürge, bir devletin kaynaklarının bütün yönüyle siyasi ve ekonomik yoluyla güçlü bir devlet tarafından çalınmasıdır. Bu sömürü sisteminin ekonomik boyutu kavram olarak kapitalizmdir. Kapitalizm, üretim araçlarının özel mülkiyete dayandığı ve sadece kâr amacı ile üretimin yapılmasına dayanan sistemdir. İnsanların emeğini sömürerek karşılığında maddi açıdan yetersiz ve olumsuz çalışma ortamı sunan bu sistem Dünya’nın içine hapsolduğu kara bir delik konumundadır. Halbuki ekonomik kazancı sağlayan bir sistem toplumun tümüne hitap etmeli ve herkesi aynı statüde yorumlamalı, yaşatmalıdır. Kapitalizmin toplumu ayrıştırması toplum içi çatışmalara yani sınıf çatışmalarına yol açar. Bu çatışmayı İngiltere’de 18. yy’ın sonları 19. yy’ın başlarında ortaya çıkan ‘Sanayi Devrimi’ ile görebiliriz. Sanayi Devrimi’nin yaşanması ile insan emeği öncesinde olmadığı kadar önemsizleşmişti. Halbuki insan emeği ile ilgili İslam Ümmetinin Peygamber’i, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ‘işçinin ücretini teri soğumadan veriniz.’ şeklinde buyurmuştur. Ancak bu ekonomi sisteminde böyle bir karşılığın adı dahi anılmamaktadır.

Koronavirüs ve Sonrası Ekonomik Düzen

Koronavirüs ve sonrası dünya da yaşam yine ekonomi üzerinde şekillenecektir. Örneğin, virüs ile ilgili aşı çalışmaları yoğun bir şekilde başta Türkiye olmak üzere birçok ülkede yapılmaktadır. Virüse karşı aşının bulunması halinde bunun hangi ülke ve sistemin bulacağı Dünya için çok önemlidir. Zira Kapital ülkelerin bu aşıyı bulmaları halinde tüm toplumlara bu aşıların ulaştırılacağı meçhuldür. Bunun örneği olarak yakın zamanda duyduğumuz aşı için çalışmaların deneylerini Afrikalı insanların üzerinde denenmesini söyleyen Fransız vatandaşının insanları söyleminde dahi ayrıştırarak bu söylemimizi bir nebze haklı çıkarmaktadır. Hz. Muhammed (s.a.v.) yönetiminin prensibi olarak daima adalet ve hakkaniyet kavramlarını bağlı kalınmıştır. Daima ashabına ve ona güvenenlere karşı onların haklarını gözeterek, bir başka bireyin hakkını yiyenin de cezasız kalmayacağını  “Hırsızlık yaparak getirilen, kızım Fatıma dahi olsa elini keserdim” sözü ile yönetiminin hassasiyetini buyurdu. (Buharî, Hudüd 12; Müslim, Hudüd 8,9)

koronavirüs ve sonrası ekonomi

Günümüzde dünyasında ve ülkemizde ne yazıkki insanlar ne hakkı ne de insanların emeklerini önemsemektedir. Allah katında yasak olan bir çok davranış insanlar için serbest bir hal almıştır. Devlet’in idaresinde başka bir devlet ile savaşmanın dahi haram olduğu aylarda dahi Müslüman Devletler’in de buna uymaması elbette Allah katında cezasız kalmayacaktır. Bu ceza insanlığa şimdi olduğu gibi gözle görülemeyen, elle tutulamayan virüs gibi tefekkür bilincini çalıştıracak musibetler olacaktır.

Koronavirüs ve Sonrası; Ehliyet ve Liyakat

Devlet, yönetim açısından halka en iyi hizmeti götürmekle, halkın ise kendisini en iyi şekilde temsil edeceğine inandığı iktidar eliti ile yıkılacağı güne kadar ayakta durabilecek bir yapıdır. İnsanlara istediklerinin tam karşılığını verebilmek için yönetim elitinin işinin ehli olan kişilerden oluşması gerekmektedir. Zira ehil değilde vasıfsız olarak nitelendirdiğimiz kişiler yönetim de olursa bu durum halkın isteklerini karşılamada zayıf kalacaktır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), devlet yönetiminde her zaman ehliyet ve liyakati göz önünde bulundururdu. Sadece maddi durumu iyi olanlara değil yaptığı işte ehli olan fakir olsa dahi ona o işi verirdi. Örneğin, Peygamberimiz Bilal-i Habeşi’yi sesinin gür ve yüksek çıkmasından dolayı kendisini ezan okuması için görevlendirmiştir. Bilal-i Habeşi’nin fakir olmasına rağmen ona kendi yanında görev vermesi ehliyet ve liyakate olan bakışını bizlere göstermektedir. Günümüz dünyasında ise bu anlayış yok denecek kadar azdır diyebiliriz.

Koronavirüs, İslam ve Temizlik

Virüsün ortaya koyduğu etki ile İslam’da yer alan ‘temizlik’ hususu Dünya’da temizliğin ne kadar önemli ve nelerin önüne geçtiğini insanlığa hatırlatmıştır. Bu hatırlatmanın yanında tüm insanlığa İslam’ı ve İslam’ın kurallarının tüm insanlığı kapsayacak şekilde olduğunu göstermiştir. Virüs sonrasında Dünya’da yönetimler yine kendi eski anlayışları ile yönetilmeye devam edecektir. Ancak İslam’da yer alan temizlik anlayışı ve yönetim anlayışı bu devletlerin kendi dinlerinde yer alan bi kısım anlayışları ve kuralları inkar etmeleri İslam’ın kaidelerinin onları tatmin edici olarak gelebilir. Yani, Hristiyan ve Yahudi olan bir insanın Müslüman olmasını buna örnek olarak gösterebiliriz. Virüs sonrası Dünya, İslam’ın kurallarını gözeterek, Kapitalizm denilen kara delikte hapis olmuş olan insanların hakkının karşılığını toplum ayırmaksızın gözeterek ve hakkını vererek yeniden bir doğuş ile buna benzer musibetlerden uzak bir hayatın olacağı aşikârdır.

koronavirüs ve temizlik

Peygamberimiz Hz. Muhammed, (s.a.v.) devlet yönetimindeki incelikleri ile ashabına karşı daima adaleti hakkaniyete vurgu yapmış ve çalışan işçinin de emeğinin alnındaki ter kurumadan verilmesini tavsiye etmiştir. Ancak günümüzde bu algı tamamen sistemler üzerine kurulan bu Dünya’da Müslüman ülkelerine dahi baktığımızda bu anlayıştan ve tavsiyeden uzak ekonomi ve yönetim sistemleri görebiliriz. Virüsün bitişi ile yönetimler İslam’ın temizlik hususundaki kaideleri önemsemelidirler. Çünkü kitap ve sünnette yer alan temizlik konusu, peygamberimizin uygulamaların da ve İslami olan bütün kaynaklarda büyük öneme tabii tutulmuştur. Bu önem zamanla temizlik kültürünün yayılmasına ve su tesislerinin de yayılarak İslam Medeniyetleri’nde zaruri bir hal almıştır. Temizliğin insan için ne kadar önemli olduğunu virüsün temizlik ile etkisinin bir nebze kırıldığını bize göstererek İslam’ın kaynaklarının bir kez daha insanoğluna doğruyu ve gerçeği gözler önüne serdiğini bu musibet göstermiştir. Bundan mütevellit İslam’ın tüm insanlığa emir ve tavsiyeleri üzerine devletler hem ekonomilerinde işçinin emeğini gözetmeli hem de devlet yönetiminde ehliyet ve liyakate öncelik vererek insanlığın ne kadar değerli olduğunu kendisine hissettirmelidir.

Koronavirüs ve Sonrası” benzeri yazılar okumak için buraya tıklayınız.

You may also like

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

More in:Genel

Next Article:

0 %